images

KANDIRILMADIM

 

Gençlik yıllarımdan beri birçok insan ile mesleğim gereği bir arada oldum.

Çocukluk çağlarında, ideolojinin tavan yaptığı zamanda, temel milliyetçi düşünce çizgim belki de bir çocukluk özentisi ile belirginleşti.

Sonrasında sosyalleştim, meslek sahibi oldum, yine genişledi sosyal dünyam, baba oldum, duruşum ve sosyal görüş açım da destek verdi ve siyaset ile de uğraştım.

Bir çok durumda vatan,millet aşkı ile sıfatlanan milliyetçi karakterim KANDIRILAMADI.

Kandırılamamış olmanın ve kanmamanın çok zorluğu ile savaştım. Sosyal dünyam iflas etti, fakat yenilenmiş bir şekilde yeniden ayağa kalktı.

Bir ara moda haline gelen akımların kendi içine dönük ticari çarklarına kurban etmedim kendimi.Ne kendimi, ne karakterimi.

Ha çok mu usta idim öngörüde…

Kesinlikle değil.

Temelde her insanın içinde var olan, mücadele hırsı ve akıl KANDIRILMAMAMI sağladı.

Aklımı kaybettiğim paranın ve gücün itibarı ile sağımda solumda racon kesen ve yaptıklarının ne kadar doğru olduğunu savunan onlarca kişi oldu çevremde.

Karışmadı mı aklım. KARIŞTI elbet… İstemedim mi aynı GÜCÜ, istedim elbet…Her seferinde bir taş ayağıma dolandı veya bir şüphe ve tereddüt geri çekti bu dünyevi özentilerden.

Yine içimdeki mücadele hırsı ile çıkış yolu aramak için uğraştım durdum.

Tanrım, bu içsel duygu ile baş başa kalmamı sağlayacak bir sürü olay ile yüz yüze, göğüs göğüse çapışmaya alıştırdı bünyemi.

İnancımın tek başına şekillenmediğini fark ettim.

Temelinde duygusal bir üretim, ardından   düşünsel bir kurgu ve sonuçta bunların davranış ile dışa vurmasından oluşuyor.Bu üç basamakla vardığın nokta ise ahlaki bir değer ile vücut buluyor.Bu üç basamağı çıkarken oluşan irade için kuvvet gerekli.

Bu kuvvet ;

Hırs ile hedeflendiğinde sonucu alabiliyorsun. Tam bağımsız olduğunda kendine özgü bir dünyada nefes alıyorsun.Tanrıdan başka kimseye minnet borcu taşımıyorsun.Kandırırsan da kendini kandırıp avunuyorsun.

Ama…KANDIRILMIYORSUN.

Evet çok mücadele ettim.Çok yenildim.Bazen de yendim….

Çok hata yaptım, çok da iyi şey…

Çok suçladım kendimi, çok da haklı gördüm…

Çıktığım ve indiğim her basamakta, vicdanım ile yüzleştim…

Çok kez kandırdım kendimi. ..

Fikri ve vicdanı hür bir insan olarak yaşamaya gayret ettim ve bu yüzden;

Hiçbir zaman başkalarının yanlışının kurbanı olmadım ve olmayacağım

 

Kendi ürettiğim yanlışlar ve sonuçlar ile mutlu olacağım.

 

ÇÜNKÜ;

KANDIRILMADIM, KANDIRILMAYACAĞIM !

Bir Darbenin Ardından

Bir Darbenin Ardından…e-İnsan

Tarihe ilgisi olan bir subay ile sohbet ederken…

Darbeler; acaba bizim toplumsal genlerimizin, protein yapısını değiştirmek için, uygun koşulları bekleyen aynı kanser virüsü gibi  bir olgu mu?”

Darbe; bizim değişmez yazgımız mı olacak?” gibi soruların ardından  kısa bir araştırma yaptık.

Gördük ki; darbe olgusu ve kanser virüsü arasında o kadar çok benzeşim var ki sanırım bunu benim gibi az da olsa tarihi birikimi olan tıp doktorları daha iyi tespit edebilecektir. “Google Amca”ya bunu sorduğunuzda sizler de çoğu kanser türlerinin genetik etkisinin olduğunu ve artık bilim adamları tarafından kabul gördüğünü görebilirsiniz. Bu riskte olanların da kanserden korunmak için kendi yaşamlarına daha dikkat etmeleri gerektiği ve daha sık kontrollerde bulunulması gerektiğinin de önerildiğini öğrenmiş olursunuz. Buradan yola çıkacak olursak, bizim dünya üzerinde yaşayan mevcut bütün demokrasilerden daha risk altında olduğumuz muhakkak.

Peki… Nasıl önüne geçeceğiz?

Kaçıncı evresinde ortaya çıktığını bilmediğimiz bu darbenin  ilacı Atatürk’te saklı. Saklı derken o her şeyi yüce Türk Milletine mal olmuş şahsiyetiyle hem yapmış ve hem söylemiş;

Ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur.

Bizi bu darbe virüsünden korumak için eğer bir reçete yazılacaksa bu ilacın mutlaka yazılması lazım ve kıyamet kopana kadar bu ilacı düzenli kullanmamız şart. Çünkü demokrasiyi benimsemiş bir yönetim şekli (siyasal yapı) ancak düşünen, soran, sorgulayan bireylerden oluşursa yaşar ve gelişir. Ama tek başına yeterli olmaz. Çünkü düşünen, soran ve sorgulayan akıl senin önüne bir çok seçenek getirebilir ama kararı verecek vicdandır.

Vicdanının temiz olacağını kim bilebilir ki?

Vereceğin o kararın daha sonra ya dönüşü olmazsa?

Bu durum karar vericiyi daha büyük bir sorunla karşı karşıya bırakabilir. Burada vicdanın kelime anlamının Türk Dil kurumunun sözlüğünde ne anlama geldiğini hatırlayalım:

Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç.

“Tüm insanlar dünyaya, kafa ve yüreklerinde bir iç mahkeme ile gelirler. Bunun adına vicdan denir.” A. Boysan

Bu tanım, başka bir kavramı daha karşımıza çıkarıyor. O da AHLAK. Bu darbe girişimi öncesi toplumumuzun ahlaki değerleri de çoktan virüs tarafından mutasyona uğramaya başladığı açık değil mi?

ahlak

Ahlak’ın Türk Dil Kurumundaki kelime anlamına baktığımızda kısaca  toplumsal değerlerin manzumesi olduğunu kabul edebiliriz. O zaman şu kanıya da  varabiliriz: “İnançlarımız da bizim vicdanımızı oluşturan genetik bir koddur.” Ya bu kod çoğu vicdanlarda yanlış kodlanmışsa? İslam tarihimizi incelediğimizde bu yanlış kodlanmış proteininin nelere yol açtığını öğrenebiliriz.

İslam Tarihinden bir olayı hatırlayalım;

Muaviye ve Hz.Ali’nin ordusu karşı karşıya geldiğinde Hz.Ali’nin ordusunun kazanacağı zaten kesindi. Geleneksel koşullarda Muaviye’nin iki alternatifi vardı ya savaşacak şerefli bir şekilde kaybedecek ya da teslim olup biat edecekti. Ama aklı ona bir alternatifi daha buldurdu ve vicdanıyla bunun kararını verdi. Verirken de vicdanı hiç sızlamadı çünkü onun için tek biat edilmesi gereken şey siyasal gücü elinde tutmak ve kendi sülalesiyle de bu varlığını devam ettirmekti. Ve herkes tarafından kutsal sayılan Kuran’ın ayetlerini askerlerinin mızrağına sapladı. Hz.Ali’nin ordusunun düştüğü tereddütle onları müzakereye zorladı. İşte siyasal islam da dediğimiz bu habis kod maalesef Muaviye’nin hakeminin aldatmacı davranışıyla yaşama imkanı bulmuştur. İslamiyet hala bu kanserle mücadele etmektedir. Bizim bu kanserle mücadele etmenin tek yolu ise Anayasanın 24.maddesinde belirtilmektedir. Açın ve lütfen okuyun!

Şimdiki durumda Muaviye döneminde var olmuş ve kanser daha da gelişerek mutasyona uğramış olma ihtimaline ne dersiniz?

Nihayetinde ise, vücudumuzda kendini hissettirmeden büyümüştür. Biz şu ana kadar  acaba iyi  huylu mu kötü huylu mu tartışması yaptık. Teşhisi koyamadık. Kötü huylu olduğunu maalesef bizi öldürmeye kast ettikleri zaman öğrendik.

Olağanüstü hal kararı ancak cerrahi müdahaledir. Sonrasında devam edecek tedavi sürecinde kullanılacak ilaçlarımızı ise tarihimizi tekrar  göz attığımızda bulacağımızdan şüphem yoktur.

Çünkü hiçbir zaman hatırlarımızdan çıkmasın ki, “Cumhuriyet bizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” Maalesef ki  anayasamızda belirtilen sosyal devlet anlayışı gereği Devlet, eğitim öğretim hakkını fakir çocuklarımıza verememiş, bu boşluğu malum tarikatlar doldurmuş ve onların vicdanlarına bu kodlar inceden ve derinden işlenmiş ve sonunda satın alınmıştır. Bu tür cemaatlerin fikri yapılarının nasıl olduğunu hatırlayalım. Önceden bu konular kamu önünde konuşulur ve tartışılırdı.

Feto ve türevleri güzelim Türkiye’yi nasıl görüyordu? Dertleri ne idi? Bu kodlar ile yüklenmiş o feto pilotunun (kanserin) vicdanında nasıl bir dışa vurum var ise, milli irademizin tecelli ettiği, kurtuluş savaşında bile tek bir mermi bile değmemiş gazi meclisimizi nasıl bombaladığını da daha kolay anlamanıza katkı sağlar. Tehlikenin sadece OHAL kanunuyla bertaraf edilemeyeceğini; bu fikriyatla yetişmiş ve hala yetişmekte olan nesilleri düşünecek olursak daha çok uzun ve meşakkatli yollar alarak vicdanlarımızı temizleyebileceğimizi umarım ki anlamışsınızdır.

Şimdi son sözü Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ‘e bırakalım…

“TÜRK GENÇLİĞİNE BIRAKTIĞIM EMANET”

Saygıdeğer Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve teferruatlı nutkum, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve gelecekteki evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi bahtiyar sayacağım.

Efendiler, bu nutkumla, millî varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, istiklâlini nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan millî ve çağdaş bir devleti nasıl kurulduğunu anlatmaya çalıştım.

Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
Bu sonucu, ‘Türk gençliğine emanet ediyorum”

Bir kez daha genlerimizde hissederek GENÇLİĞE HİTABI okuyalım.

Ve ”Ne Mutlu TÜRKÜM ”demenin onurunu yaşamımıza katalım.

Herkes önce vicdanına bir sorsa, belki işin aslı çıkar karşısına.Gerçek belki ağır gelir ama.Yüzleşip kurtarmak lazım geleceğimizi.Gelecek çocuklarımızın.Bu muammalardan sıyrılmış bir geleceği hak ediyorlar.
Bu muamma yerine oturmamış toplum AHLAK’ ı aslında.
AHLAK’ını kaybetmişse halk vicdanında…Helak olup giderler sonunda.

Yetkin Şekeroğlu

secim-2015

Biraz da siyaset ve iletişim

Yakın tarihte bir dolu seçim yaşadık.

Son iki seçim üzerine bana göre tespitlerden bahsedeceğim.

Bence son iki seçime Cem Uzan iletişimi damga vurdu. Nasıl mı?

7 haziran seçimlerinde tüm partiler AKP hariç Cem Uzanın 10-12 yıl önce başlattığı basit ve anlaşılır söylem üzerine kurulu halkın cebini düşünen ekonomik söylemler ile nasıl oy aldığını hatırlar. Adam 0 dan %8 e yakın oy aldı. Biraz daha zorlasa barajı geçip parlamentoda grup bile kurabilecekti.

7 haziran seçimlerinde halkın cüzdanını değil kendi geleceğinin siyaseti üreten AKP tek başına iktidardan uzaklaşırken…Diğer partiler bu sonucu kendilerinin muhalefetinin bir sonucu olduğu prensibini benimseyerek siyasi bir şımarıklılık içerisine girdiler.Cem Uzan söylevlerinin kendilerine bir değer kattığını düşündüler.

Oysaki yanılmışlardı.

Neden mi ? Halk şunu değerlendirdi.

Cem Uzan bunları söylediğinde Türkiye’nin ilk 10 zengininden biri idi.Yani objektif bir başarısı var görünüyordu.Halk da bu adam akıllı olmasa zengin olamazdı temel prensibi ile onun anlattıklarına inandı.

Yıllar sonra CHP,MHP,HDP ve bir dolu parti aynı söylemi yaptı.Tek fark inandırıcılıkları yoktu.İçlerinden bir partinin başında inandırıcılığı olan bir lider veya başarısı görülmüş bir siyasi politika olsa idi ; seçimden zafer ile çıkardı.

Atatürk’ün mirasının üstünde oturan CHP,

Milliyetçilik akımının efsanesi MHP,

Partilerinin kurumsal altyapısına 1 çivi çakmadan bu günlere geldiler.

Ya AKP….

7 haziranda başkanlık dedi onu dedi bunu dedi ama ne dediğini anlatacak yalın bir geliştiremedi 7 Haziran seçimleri öncesi  söylevlerinde.Hatta bir muhalefet partisi gibi diğer partilerin bunu yapabilmesinin mümkün olamayacağı gibi bir umutsuz söyleme girdi.Sonuçta bu sandığa da umutsuz bir şekilde yansıdı onlar adına…

1 Kasım 2015 de yapılan yanlışı fark eden AKP Cem Uzan söylevlerini yapmaya başladı.Halk da inandı.

Zira bunu yapacak tek güç ve deneyim onlarda idi.Halk sandığa gitti ve beklenen sonuç.

Ez cümle demem o ki;

Muhalefet partileri çok köklü bir değişim yaşamaz ise.İletişimi siyasi söylevleri ile zenginleştirip projelendiremezler ise.Daha çok hüsrana uğrayacaklar.

Zira gerçek olan tek şey var o da ALGI.

Liderinden, tabanına algısı yerine oturmamış veya kendisini yenilememiş siyasi partiler yerinde sayarak çürümeye mahkum kalacaklar.

Türkiye cebine oy verdi. Bunu yapacağına inandığı siyasi güce oy verdi.

Muhalefet partilerinin bundan sonra yapacakları en büyük yanlış kendisine teveccüh göstermeyenleri küçümsemesi olacaktır.

Zira iki seçim arasındaki oy farkına bakın yaklaşık %8.

Hadi herkes çok çalışsın ve Türkiye zenginleşsin.

 

Yetkin Şekeroğlu

 

 

 

 

yetkin

Yemin ediyorum aklıma gelmişti

Bu sözü çok kullanırız.Bir çok fikir gelir aklımıza.Ne de olsa düşünen varlıklarız.Ama sık ve tekrarlı olarak bu cümleyi kurarız…

”Yemin ediyorum aklıma gelmişti”

Bu sözü kullanmanın bir zararı yok ama sağladığı bir fayda da yok.

Aklınız gelen her şeyin tabi ki hayatta her zaman karşılığı olacak değildir.Karşılığı olduğunu düşündüğünüz fikirlerin peşinden koştuğunuzda zor ve zahmetli de olsa yolculuğunuz….Katedilen her mesafe bir eylemdir ve daha kalıcıdır.

İşte o zaman yemin etmenize gerek kalmadan aklınıza gelenin mutlak bir karşılığı ile dengelenir hayat.

Bu güne kadar bir çok fikri eyleme dönüştürme noktasında fırsatlar sağladı bu hayat bana.

Çoğu fikrimi de eyleme geçirmiş bir ferdim.Bu faaliyetlerin çoğunda ve sonunda paraya dönen bir sonucu olmadı kendi adıma.Fakat yaptım demenin öz güveni ile iradem güçlendi.Daha bir dinler oldu hayat beni.

Dinlemesine dinledi de çok da yordu.Bir fikri muhataplara aktarabilmenin zorluğu idi bu yorgunluk.Anlatmak için çaba harcarken anlamak için çaba harcayanların da önemini anladım.Ya anlamasalardı ? O zaman hiçbir fikrim karşılık bulmaz ve anlatarak ile yorgunluk zulmüne dönüşmüş fikrim keşke aklıma gelmese idi diye isyan ederdi.

İşin sonrasında, anlayanların adımlarını atarken de mihmandarlık yapmak esası ile ”yaptım oldu”diyebilmek mutluluğunu yaşamak ise ayrı bir haz veriyor beynimi besleyen yüreğime.

Ve size son sözüm

Düşünün,

Yola çıkın,

Yorulun,

Yemin etmenize gerek kalmadan

Yaptım oldu veya olmadı diyebilin.

Olmasan da bir sonraki durakta seni anlayacak karşılıklar sabırsızlık ile beklemekte bunu bilin.

”yemin ediyorum hayatta yapılan hiç bir şey boşa gitmez.”

 

e-marka yazıları

Yetkin Şekeroğlu

 

 

 

Ben Babamın Oğluyum

babaoğul

Ben Babamın oğluyum,
O’nun gibi bakarım.
O’nun gibi gülerim,
Hüznü içime çeker,
O’nun gibi ağlarım,
Ben Babamın oğluyum…
Kaygılanmam,
Korkmam,
O’nun gibi kükrerim.
Kükresem de severim.
Ben Babamın oğluyum.
Tersim, terstir,
Aksilik de olsa ruhumda,
Tüm yüreğimle severim.
Ben Babamın oğluyum.
Özlerim,
Özlesem de belli etmem,
Sessizce beklerim…
Ben Babamın oğluyum.
O’nun gibi babayım,
O’nun gibi yaşar
O’nun gibi ölürüm….
Çünkü ben; Babamın oğluyum…

Ahenk

Ömrümü hicveden bu ahenk,
Bulduğunu sandığın renk,
Siyah değil.
Heyecanla yaşamış olsam da,
Gençliğim balçık dibinde rehin.
Sevgi ile yıkanmış yüreğim,
Tenimdeki balçığa rağmen,
Sıyrılır ve çıkar dibinden,
Tenim ve bedenim umurumda değil.
Yürür giderim .
Önümde diz çöker onurlu geçmişim,
Saygıyla selamlar geleceğim.

Kadınlar, online yaşamda iş yönetimini tartışacak

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren TOBB Bursa Kadın Girişimciler İl Kurulu (KGK) tarafından ‘Sosyal Medya- Online Yaşamda, İşimizi Nasıl Yönetiriz?’ konulu bir eğitim semineri düzenlendi.

TOBB Bursa Kadın Girişimciler İl Kurulu Başkanı Emine Örnek’in verdiği bilgiye göre, kadınların iş yaşamında iş yapış biçimleri konusunda da çağa ayak uydurmasına öncülük etmek amacıyla düzenlenen eğitimi Ali Yetkin Şekeroğlu verdi. Konuya ilgi duyan herkese açık olan eğitim, 8 Aralık Perşembe günü 16.00–18.00 saatleri arasında BTSO Toplantı Salonu’nda yapıldı.
Eğitimci Şekeroğlu, donanım ve yazılım satışı konusunda temel uygulamalar ile başlayıp çeşitli firmalarda pazarlama odaklı üst düzey yönetici olarak çalıştı ve halen Nettaktik’te kurucu ortak, taktisyen olarak iş hayatına devam ediyor.
TOBB Bursa KGK tarafından düzenlenen ücretsiz eğitim, internet kaynakları, dijital pazarlama ve sosyal medya pazarlaması konularını içerdi.

Şekeroğlu, kadın girişimcilere “Sosyal Medya” eğitimi verdi…

ŞEKEROĞLU, KADIN GİRİŞİMCİLERE “SOSYAL MEDYA” EĞİTİMİ VERDİ…
ŞEKEROĞLU, KADIN GİRİŞİMCİLERE “SOSYAL MEDYA” EĞİTİMİ VERDİ…

Bursa’daki girişimci kadınlar; BTSO’da Ali Yetkin Şekeroğlu tarafından verilen “sosyal medya” eğitimiyle, iş yapış biçimlerini çağa daha uygun bir hale getirmenin yollarını öğrendi…

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren TOBB Bursa Kadın Girişimciler İl Kurulu (KGK) tarafından “Sosyal Medya- Online Yaşamda, İşimizi Nasıl Yönetiriz?” konulu bir eğitim semineri düzenledi. Kadınların iş yaşamında iş yapış biçimleri konusunda da çağa ayak uydurmasına öncülük etmek amacıyla düzenlenen eğitimi Ali Yetkin Şekeroğlu verdi.

Eğitimci Şekeroğlu; donanım ve yazılım satışı konusunda temel uygulamalar ile başlayıp; Yıldız, Anadolu Bilgisiyar, Güneş Bilgisayar, Index Grup, Bayer, Vatan Bilgisayar, Atmaca, Bilginet firmalarında pazarlama odaklı üst düzey yönetici olarak çalıştı ve halen Nettaktik’te “taktisyen” olarak iş hayatına devam ediyor. TOBB Bursa KGK tarafından düzenlenen eğitim; internet kaynakları, dijital pazarlama ve sosyal medya pazarlaması konularını içerdi…

İnternet çoğunlukla e-mail için kullanılıyor…

TOBB Bursa Kadın Girişimciler İl Kurulu Başkanı Emine Örnek, açılışta yaptığı konuşmada, toplantıya olan yoğun ilginin, ilerisi için kendisini umutlandırdığı söyledi. Daha sonra söz alan Ali Yetkin Şekeroğlu ise konuşmasına, bilişim dünyasında birçok markanın “emekleme” ve “yürüme” devresine şahitlik ettiğini söyleyerek başladı.

“İnternetin nasıl bir amaç için kullanıldığını bilmek gerekiyor” diyen Şekeroğlu, Türkiye’deki işletmelerin internetle olan ilişkisini çarpıcı örneklerle aktardı. 25 ilde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye’de üç milyon işletmeden yüzde 92’sinin interneti kullandığını, fakat bunların büyük çoğunluğunun “e-mail trafiği” dışına çıkamadığını anlatan Şekeroğlu, “Ülkemizdeki işletmelerin ne yazık ki hala yüzde 8’i interneti kullanmıyor. Üç milyon işletme içinde internet sitesi olmayanların oranı ise yüzde 75… İnternet sitesi kurmak aslında çok kolay. Ancak ‘kurulan siteler amacına uygun mudur?’ sorusunun cevabı çok önemli. Bütün işletmelerin kendi web sitelerini kurmaları gerekir. Yeni Türk Ticaret Kanunu gereği, Haziran 2012’ye kadar tüm işletmelere web sitesi kurma zorunluluğu getirildi. Dolayısıyla web sitesi kurma, önümüzdeki süreçte çok ciddi bir iş fikri olarak karşımızda duruyor. Kadınlar için bu işin çok güzel olduğunu düşünüyorum” dedi.

İnternet üzerinden alışveriş çok yaygınlaştı…

Şekeroğlu, son dönemde etkinliği hızla artan “internet üzerinden alışveriş”ten de bahsetti. Zaman darlığının, internetten satışları oldukça artırdığını belirten Şekeroğlu, fakat bir internet projesini hayata geçirmenin çok da kolay olmadığını vurguladı. Şekeroğlu, “Bu konuda dikkat edilmesi gereken konular var. Bu adımlar başlangıçtan itibaren karşınıza çıkacak olan konulardır. Öncelikle çok sağlam bir fikrinizin olması gerekiyor. Örneğin son dönemde çok popüler olan ‘Markafoni’ isimli alışveriş sitesinin 4 milyondan fazla müşterisi var. Bu kitlenin 750 bini en az bir kere, 340 bini ise birden fazla satın alma yapmış. Çok başarılı bir iş modeli ve kurulduktan bir yıl sonra 220 milyon dolara satıldı. Yine ‘hepsiburada.com’un 450 milyon dolar cirosu var. İnternet fikrinin başarılı olmasının nedeni özgürlüktür” diye konuştu.

Kadınlar, Online Yaşamda İş Yönetimini Tartıştı

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren TOBB Bursa Kadın Girişimciler İl Kurulu (KGK) tarafından ‘Sosyal Medya- Online Yaşamda, İşimizi Nasıl Yönetiriz?’ konulu bir eğitim semineri düzenlendi.

kadinlar-online-yasamda-is-yonetimini-tartisacak-3172111_9395_o

TOBB Bursa Kadın Girişimciler İl Kurulu Başkanı Emine Örnek’in verdiği bilgiye göre, kadınların iş yaşamında iş yapış biçimleri konusunda da Çağa ayak uydurmasına öncülük etmek amacıyla düzenlenen eğitimi Ali Yetkin Şekeroğlu verdi. Konuya ilgi duyan herkese açık olan eğitim, 8 Aralık Perşembe günü 16.00–18.00 saatleri arasında BTSO Toplantı Salonu’nda yapıldı.

Eğitimci Şekeroğlu, donanım ve yazılım satışı konusunda temel uygulamalar ile başlayıp çeşitli firmalarda pazarlama odaklı üst düzey yönetici olarak çalıştı ve halen Nettaktik’te kurucu ortak, taktisyen olarak iş hayatına devam ediyor.

TOBB Bursa KGK tarafından düzenlenen ücretsiz eğitim, internet kaynakları, dijital pazarlama ve sosyal medya pazarlaması konularını içerdi.

Kaynak: Haberler.com

Tüm Dostlarıma

Bir yılı daha tükettik.

Akan zamanda, yudum yudum içtik hayatı.Kimimize tatlı, kimimize acı geldi.

Yine de yaşadık, karşı koyamadan.Bıraktığı tad ise kaldı.

Yeni bir yıl ile buluşma öncesinde,

Umutluyuz zamanın bizi götüreceği dilimlerden…

Dilerim ki umduğunuz her şey olsun.

Sağlıklı Olun, mutlu olun.

Esenlikler

Yetkin Şekeroğlu