Kategori Arşivi Basında Ben

Kadınlar, online yaşamda iş yönetimini tartışacak

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren TOBB Bursa Kadın Girişimciler İl Kurulu (KGK) tarafından ‘Sosyal Medya- Online Yaşamda, İşimizi Nasıl Yönetiriz?’ konulu bir eğitim semineri düzenlendi.

TOBB Bursa Kadın Girişimciler İl Kurulu Başkanı Emine Örnek’in verdiği bilgiye göre, kadınların iş yaşamında iş yapış biçimleri konusunda da çağa ayak uydurmasına öncülük etmek amacıyla düzenlenen eğitimi Ali Yetkin Şekeroğlu verdi. Konuya ilgi duyan herkese açık olan eğitim, 8 Aralık Perşembe günü 16.00–18.00 saatleri arasında BTSO Toplantı Salonu’nda yapıldı.
Eğitimci Şekeroğlu, donanım ve yazılım satışı konusunda temel uygulamalar ile başlayıp çeşitli firmalarda pazarlama odaklı üst düzey yönetici olarak çalıştı ve halen Nettaktik’te kurucu ortak, taktisyen olarak iş hayatına devam ediyor.
TOBB Bursa KGK tarafından düzenlenen ücretsiz eğitim, internet kaynakları, dijital pazarlama ve sosyal medya pazarlaması konularını içerdi.

ŞEKEROĞLU, KADIN GİRİŞİMCİLERE “SOSYAL MEDYA” EĞİTİMİ VERDİ…

Bursa’daki girişimci kadınlar; BTSO’da Ali Yetkin Şekeroğlu tarafından verilen “sosyal medya” eğitimiyle, iş yapış biçimlerini çağa daha uygun bir hale getirmenin yollarını öğrendi…

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren TOBB Bursa Kadın Girişimciler İl Kurulu (KGK) tarafından “Sosyal Medya- Online Yaşamda, İşimizi Nasıl Yönetiriz?” konulu bir eğitim semineri düzenledi. Kadınların iş yaşamında iş yapış biçimleri konusunda da çağa ayak uydurmasına öncülük etmek amacıyla düzenlenen eğitimi Ali Yetkin Şekeroğlu verdi.

Eğitimci Şekeroğlu; donanım ve yazılım satışı konusunda temel uygulamalar ile başlayıp; Yıldız, Anadolu Bilgisiyar, Güneş Bilgisayar, Index Grup, Bayer, Vatan Bilgisayar, Atmaca, Bilginet firmalarında pazarlama odaklı üst düzey yönetici olarak çalıştı ve halen Nettaktik’te “taktisyen” olarak iş hayatına devam ediyor. TOBB Bursa KGK tarafından düzenlenen eğitim; internet kaynakları, dijital pazarlama ve sosyal medya pazarlaması konularını içerdi…

İnternet çoğunlukla e-mail için kullanılıyor…

TOBB Bursa Kadın Girişimciler İl Kurulu Başkanı Emine Örnek, açılışta yaptığı konuşmada, toplantıya olan yoğun ilginin, ilerisi için kendisini umutlandırdığı söyledi. Daha sonra söz alan Ali Yetkin Şekeroğlu ise konuşmasına, bilişim dünyasında birçok markanın “emekleme” ve “yürüme” devresine şahitlik ettiğini söyleyerek başladı.

“İnternetin nasıl bir amaç için kullanıldığını bilmek gerekiyor” diyen Şekeroğlu, Türkiye’deki işletmelerin internetle olan ilişkisini çarpıcı örneklerle aktardı. 25 ilde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye’de üç milyon işletmeden yüzde 92’sinin interneti kullandığını, fakat bunların büyük çoğunluğunun “e-mail trafiği” dışına çıkamadığını anlatan Şekeroğlu, “Ülkemizdeki işletmelerin ne yazık ki hala yüzde 8’i interneti kullanmıyor. Üç milyon işletme içinde internet sitesi olmayanların oranı ise yüzde 75… İnternet sitesi kurmak aslında çok kolay. Ancak ‘kurulan siteler amacına uygun mudur?’ sorusunun cevabı çok önemli. Bütün işletmelerin kendi web sitelerini kurmaları gerekir. Yeni Türk Ticaret Kanunu gereği, Haziran 2012’ye kadar tüm işletmelere web sitesi kurma zorunluluğu getirildi. Dolayısıyla web sitesi kurma, önümüzdeki süreçte çok ciddi bir iş fikri olarak karşımızda duruyor. Kadınlar için bu işin çok güzel olduğunu düşünüyorum” dedi.

İnternet üzerinden alışveriş çok yaygınlaştı…

Şekeroğlu, son dönemde etkinliği hızla artan “internet üzerinden alışveriş”ten de bahsetti. Zaman darlığının, internetten satışları oldukça artırdığını belirten Şekeroğlu, fakat bir internet projesini hayata geçirmenin çok da kolay olmadığını vurguladı. Şekeroğlu, “Bu konuda dikkat edilmesi gereken konular var. Bu adımlar başlangıçtan itibaren karşınıza çıkacak olan konulardır. Öncelikle çok sağlam bir fikrinizin olması gerekiyor. Örneğin son dönemde çok popüler olan ‘Markafoni’ isimli alışveriş sitesinin 4 milyondan fazla müşterisi var. Bu kitlenin 750 bini en az bir kere, 340 bini ise birden fazla satın alma yapmış. Çok başarılı bir iş modeli ve kurulduktan bir yıl sonra 220 milyon dolara satıldı. Yine ‘hepsiburada.com’un 450 milyon dolar cirosu var. İnternet fikrinin başarılı olmasının nedeni özgürlüktür” diye konuştu.

Techno Logic/Sosyal Medyayı markalar nasıl doğru kullanılabilir?

Nettaktik’ten Yetkin Şekeroğlu ile sosyal medyayı markaların nasıl doğru kullanabileceğini konuştuk.

7 Aralık 2011 tarihli röportaj

Techno Logic Röportaj

Televizyon, uydu alıcısı ve müzik sistemleri üreten Atmaca Grubu, şimdi de Sunny ve Woon markasıyla bilgisayar üretimine başladı. Atmaca Bilgisayar Genel Müdürü Yetkin Şekeroğlu ile bilgisayar sektöründeki hedeflerini konuştuk.
Yıl:2008

Kadınlar, Online Yaşamda İş Yönetimini Tartıştı

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren TOBB Bursa Kadın Girişimciler İl Kurulu (KGK) tarafından ‘Sosyal Medya- Online Yaşamda, İşimizi Nasıl Yönetiriz?’ konulu bir eğitim semineri düzenlendi.

TOBB Bursa Kadın Girişimciler İl Kurulu Başkanı Emine Örnek’in verdiği bilgiye göre, kadınların iş yaşamında iş yapış biçimleri konusunda da Çağa ayak uydurmasına öncülük etmek amacıyla düzenlenen eğitimi Ali Yetkin Şekeroğlu verdi. Konuya ilgi duyan herkese açık olan eğitim, 8 Aralık Perşembe günü 16.00–18.00 saatleri arasında BTSO Toplantı Salonu’nda yapıldı.

Eğitimci Şekeroğlu, donanım ve yazılım satışı konusunda temel uygulamalar ile başlayıp çeşitli firmalarda pazarlama odaklı üst düzey yönetici olarak çalıştı ve halen Nettaktik’te kurucu ortak, taktisyen olarak iş hayatına devam ediyor.

TOBB Bursa KGK tarafından düzenlenen ücretsiz eğitim, internet kaynakları, dijital pazarlama ve sosyal medya pazarlaması konularını içerdi.

Kaynak: Haberler.com

“Büyük bir kaynağın üzerinde duruyoruz” Röportaj

“E-TİCARET, GERÇEK TİCARET”
“Dünyada bazı büyük firmaların ticaretinin yüzde 50’sini internetten gerçekleştirdiğini ifade eden Bilginet Pazarlama Müdürü Yetkin Şekeroğlu, “E-ticaret, gerçek ticaret” derken Gaziantep’in e -ticaretten büyük paralar kazanabilecek kentlerden biri olduğunu söyledi. E-ticaretin gerçek ticaretten hiçbir farkının olmadığını, 750 dolarlık bir alt yapı ile ile e-ticaret yapılabileceğini kaydeden Şekeroğlu, “Gaziantep aslında büyük bir kaynağın üstünde oturuyoruz ama farkında değiliz” dedi.
“E-TİCARET, GERÇEK TİCARET”
E-ticarette kayıt dışının mümkün olmadığına dikkate çeken Şekeroğlu, internetten ticaretin istihdamı da azalmadığının altını çiziyor.
Yetkin Şekeroğlu kimdir, ne iş yapar?
Gaziantepliyim 1985 yılında Gaziantep Anadolu Lisesi’nden mezun oldum. Gaziantep’te ilk bilgisayar işi ile uğraşanlardan bir tanesiyim.
Bilgisayar, yazılım, elektronik ticaret… Bilgisayara merak nereden kaynaklanıyor, eğitiminizi bilgisayar üzerine mi aldınız?
Sadece bilgisayar kullanıcısı olarak başladım, sonra kanım ısındı.
Satış ve pazarlama konusunda doğal bir yeteneğim olduğunu düşünürüm. Bunun üstüne bilgisayar çıktı. Sonra geleceğin orada olduğunu hayal ederek o dönemde bunun kararını verdim ve profesyonel olarak çalışmaya başladım. Türkiye’nin iyi firmalarında çalışma şansı buldum.
Bugün ne yapıyorsunuz?
Bugün aslında yazılım gibi görünse de elektronik ticaret yazılımı işi ağırlıklı. Türkiye’de yüzlerce çeşit e-ticaret yazılımı var. Ama bilginet bu konuda en iyi alt yapıya sahip. Yerine oturmuş yazılımlardan bir tanesine sahip olan şirketin yazılımının başındayım.
Şirketin merkezi nerede?
İstanbul’da tekno park şirketi, Gaziantep’te temsilciliğimiz var. İzmir, Ankara, Bursa’da distribütörümüz var.
Anadolu’ya yayılmayı düşünüyorsunuz o vakit?
Evet, Türkiye’de herhangi bir ürün üreten veya satan veya herhangi bir servis satan herkes müşteri kitlemiz.
SADECE YAZILIM ALMAKLA İŞ BİTMİYOR
Ticaret, elektronik ticarete kayıyor değil mi?
E-ticaret dünyada çok yeni bir kavram. İnternet icat edildikten sonra iletişim aracı olarak kullanıldı. Sonra tanıtım, sonra da bunun üzerinden nasıl ticaret yaparız, nasıl iş geliştiririz, diye düşünülmüş ve e-ticarette 2000’li yılların başında ülkenin gündemine oturmuştur. Bunu deneyen çok büyük şirketler oldu başarılı olanlar da oldu, olmayanlar da oldu. Ama şöyle kaçınılmaz bir sona geliyoruz. Özellikle de son çıkan yasayla birlikte. Biz şuna inanıyoruz şirket olarak da sloganımız şu: “Herkes bir gün e-ticareti deneyecek” başarılı olacak veya olamayacak. Başarılı olma kriterleri sadece bir yazılım alıp tasarım yapmakla bitmiyor. Bir strateji çevresinde, düzgün bir planlamayla, çok büyük bütçeler olmasa bile küçük tanıtım bütçeleriyle internete özgü bazı yayılım kuralları var.
Sonuçta bu da bir yatırım aslında değil mi? İnternetten diye küçümseyip masraf etmeden para kazanmaya kalkarsanız başarılı olabilir misiniz?
Evet, bu gerçeği çok da yansıtmaz. Ha bunu yapıp başarılı olanlar var, ancak bu tesadüf. Yaptığı iş çok yenilikçi bir iştir, ilktir, çok özgündür adını duyurmayı başarmıştır.
E-ticaret 2000’li yıllarda Türkiye’de başladı, dediniz dünyada bizden daha erken mi başladı?
Bizden bir iki yıl daha erken başladı. İnternet zaten 1994’lü yıllarda hayatımıza girdi. 98-99 yılında e-ticaret kullanılmaya başlandı. 1984’ten sonra bilgisayarın Türkiye’ye ilk girdiği andan itibaren ilk beş yıl biraz modanın gerisinde kaldı. Ama şu anda ülkemizde internetin iletişim gücü dünyanın her tarafında aynı, teknolojiyi aynı anda yakalayabiliyoruz bu çok önemli bir şey.
ÜLKEMİZDE 26 MİLYON FACEBOOK
KULLANACISI BULUNUYOR
Birde biz internet teknolojisini çok sevdik galiba. İnternetle meraktan ötürü mü çok çabuk tanıştık?
Evet, Türklerin en temel özelliği çok meraklıdır. Önce meraktan kim nerede ne yapıyor, merakından başlıyor. Ama onu aşmış durumdayız. Türkiye’de 26 milyon facebook kullanıcısı var. Dünyada zaten 550 milyon facebook kullanıcısı var. Facebook kullanımında 4. sıradayız, toplamda internet kullanımında dünayda 7. sıradayız, yani Çin’in bile önündeyiz.
Siz uzun süre Gaziantep’te çalıştınız, şu anda da İstanbul’da çalışıyorsunuz. Gaziantep’teki iş yaşamıyla İstanbul’daki iş yaşamınızı kıyaslar mısınız?
12 yıldır İstanbul’da yaşıyorum Gaziantep’te çalıştığımı düşünmüyorum. Gaziantep çalışmıyor çalışıyormuş gibi bir hava var, üretiyormuş gibi bir hava olduğunu düşünüyorum. Yani çok laf yapan ama çalışmayan bir hava var.
Biz 4000’e yakın işletmeye hizmet veriyoruz. 4000 işetmeyle telefonda satış yapmışızdır. Ama Gaziantep’te şu an 100 e yakın e-ticaret işletmesi var. Mutlaka hepsini ziyaret etmişizdir. Gerçi yeni kuşaklar geliyor teknolojiyle biraz daha ilgililer. Zamanla yerine oturacaktır diye düşünüyorum.
Gaziantep, e-ticarette Türkiye’de kaçıncı sırada?
Bugün 26 bine yakın e-ticaret işletmesi olduğunu düşünürseniz 100’e yakın e- ticaret işletmesi var. Antep de binde 3’e falan tekabül ediyor. Gaziantep e-ticaretle tanışsa ki tanışıyor, Türkiye’nin belki de en büyük pazarı olacak?
Neden?
Burada öyle bir üretim, öyle bir kaynak var ki… Baklavacı üretim yapıyor tezgahında kalıyor veya kalmıyor. Ama üretimin planlaması yok. Ancak e-ticarette gerçek zamanlı olarak anlık planlamanızı yapabilirsiziniz. Günün hangi saatinde, ne kadarlık sipariş göndermeniz gerektiğini bilirsiniz. Cebinize koyduğunuz paraya göre planlıyorsunuz bundan istifade etmeli Antep. Yemenicisi var, bakırcısı var, fıstıkçısı var ve bunlar Türkiye’de en çok aranılan ürünlerdir.
Takım elbiseyi bile insanlar e-ticaret yoluyla internetten alıyorsa gerisini siz düşünün…
Evet Damat Tween günde 50 tane takım elbise sipariş alıyor. Bugün en kalabalık alışveriş merkezlerinde, en dikkat çeken dükkânlarda, bayram zamanlarında bile günde 50 tane takım elbiseyi satabilmeniz mümkün değil, diyorlar.
Bir çikolata fabrikası üretiminin yüzde 50’sini e-ticaretten yapıyor. Krizde bayilik alıp riske girmek yerine e-ticarete yatırım yaptık, şu an fabrika üretiminin yüzde 50’sini diğer tüketiciye diğer kurumsal müşteriye satıyoruz, şeklinde ifade ediyorlar.
Bu konuda yasal alt yapı oturdu mu?
Tabii ki oturdu. Bizim bir sloganımız var: e-ticaret gerçek ticaret. Şu anda yapılan reel ticaretten hiçbir farkı yok ve faturalıdır. Gaziantep aslında büyük bir kaynağın üstünde oturuyoruz ama farkında değiliz.
Gaziantepli e-ticaretin önemini mi anlamadı, yoksa kaygıyla mı yaklaşıyor?
Bundan beş yıl önce bu tarz elektronik ticaret yazılım şirketi olmadığı için zorlu bir yoldan geçmeniz gerekiyordu. Belki insanların hafızasında o kalmış olabilir. Bir yazılımcı bir tasarımcı almanız gerekiyordu normal bir e-ticaret işletmesi kurmak pahalı bir yatırımdı. Ama şu an öyle değil, yıllık 750 dolar ödeyerek insanlar bizden şirket kurmamızı istiyorlar.
E-ticarete ilgisi olanların ne yapması gerekiyor?
Herkesin yaptığı bir iş var bunların internet ortamında çok kolay yerinin olduğunu bir kere bilmesi gerekiyor. Urfa’da bir düğün salonu salon düğün saatini, internet ortamında satıyor. “Herkes mutlaka benim salonuma bir kere uğramıştır” diyor. Bizim Doğuda ve Güneydoğuda çok ilginç örneklerimiz.
Gelecek biraz da e-ticarette değil mi?
Biraz değil, tamamen e-ticarette. Yakın zamanda göreceksiniz benzin bile… Bugün uçak biletlerinin çoğunluğu internetten satılıyor. Bir günde 54 bin uçak bileti satan bir site oldu. Satışı kolaylaştırdığınızda dünyada kontrol edilemeyen tek bütçe satış bütçesidir.
FİZİKİ DÜNYANIN CANLANMASI İÇİN VARIZ
E-ticaret istihdamı nasıl etkiliyor?
Nasıl satarımı düşündüğünüz zaman farklı farklı maliyetlerle karşılaşabilirisiniz. Şimdi 54 bin adet bilet satılması havayolu şirketinin iş gücünü arttır mı, azaltır mı? Artırır çünkü o kadar sipariş aldı. Ona göre yatırım yapacak, istihdam sağlayacak. Burada bir aktarın e-ticaret yaptığını düşünün. Bu adamın dükkanından günde 50 kişi girerken 3 bin kişinin girdiğini hayal edin. Depoda fazla eleman çalıştıracak, kargo maliyeti artacak, bunların hepsi bir zincir. Biz fiziki dünyanın canlanması için varız fiziki dünyaya katma değer üretiyoruz.
10 AYDA 70-80 İŞLETME KURDUK
Gaziantep’te seminer sunumunuzun yanı sıra yanılmıyorsam müşteri ziyaretleriniz de oldu. Genel anlamda buradaki gözlemleriniz ne oldu?
Antep’in bu konuda öncülük yapacağının hayalini kurarak geldim buraya ve bun da inanıyorum. 10 ay önce demin söylediğim firmalar yoktu. Yaklaşık 10 ayda 70-80 tane işletme kurduk. Bundan sonra yemenicisinden ayakkabıcısına, terlikçisinden halıcısına e-ticarete başladı.
Beyaz eşyada bir firma e-ticaretten fiziki bir mağazanın sattığının dört katı kadar mal satıyor. E-ticarette herkes için eşit şans var.

Bunun için çok fazla efor harcamanıza gerek yok. Bir e-ticaret alt yapısı kuracaksınız, içine ürünlerinizi yerleştireceksiniz, fiyatlarınızı koyacaksınız ve yavaş yavaş nasıl pazarlanması gerektiğini takip edeceksiniz ve satacaksınız. Yeter ki hedef belirleyin.
Teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.
Zahide YALÇIN
07 Nisan 2011

“E-TİCARET, GERÇEK TİCARET” “Dünyada bazı büyük firmaların ticaretinin yüzde 50’sini internetten gerçekleştirdiğini ifade eden Bilginet Pazarlama Müdürü Yetkin Şekeroğlu, “E-ticaret, gerçek ticaret” derken Gaziantep’in e -ticaretten büyük paralar kazanabilecek kentlerden biri olduğunu söyledi. E-ticaretin gerçek ticaretten hiçbir farkının olmadığını, 750 dolarlık bir alt yapı ile ile e-ticaret yapılabileceğini kaydeden Şekeroğlu, “Gaziantep aslında büyük bir kaynağın üstünde oturuyoruz ama farkında değiliz” dedi. “E-TİCARET, GERÇEK TİCARET”E-ticarette kayıt dışının mümkün olmadığına dikkate çeken Şekeroğlu, internetten ticaretin istihdamı da azalmadığının altını çiziyor. Yetkin Şekeroğlu kimdir, ne iş yapar?Gaziantepliyim 1985 yılında Gaziantep Anadolu Lisesi’nden mezun oldum. Gaziantep’te ilk bilgisayar işi ile uğraşanlardan bir tanesiyim.Bilgisayar, yazılım, elektronik ticaret… Bilgisayara merak nereden kaynaklanıyor, eğitiminizi bilgisayar üzerine mi aldınız?Sadece bilgisayar kullanıcısı olarak başladım, sonra kanım ısındı. Satış ve pazarlama konusunda doğal bir yeteneğim olduğunu düşünürüm. Bunun üstüne bilgisayar çıktı. Sonra geleceğin orada olduğunu hayal ederek o dönemde bunun kararını verdim ve profesyonel olarak çalışmaya başladım. Türkiye’nin iyi firmalarında çalışma şansı buldum.Bugün ne yapıyorsunuz?Bugün aslında yazılım gibi görünse de elektronik ticaret yazılımı işi ağırlıklı. Türkiye’de yüzlerce çeşit e-ticaret yazılımı var. Ama bilginet bu konuda en iyi alt yapıya sahip. Yerine oturmuş yazılımlardan bir tanesine sahip olan şirketin yazılımının başındayım.Şirketin merkezi nerede? İstanbul’da tekno park şirketi, Gaziantep’te temsilciliğimiz var. İzmir, Ankara, Bursa’da distribütörümüz var.Anadolu’ya yayılmayı düşünüyorsunuz o vakit?Evet, Türkiye’de herhangi bir ürün üreten veya satan veya herhangi bir servis satan herkes müşteri kitlemiz.SADECE YAZILIM ALMAKLA İŞ BİTMİYORTicaret, elektronik ticarete kayıyor değil mi?E-ticaret dünyada çok yeni bir kavram. İnternet icat edildikten sonra iletişim aracı olarak kullanıldı. Sonra tanıtım, sonra da bunun üzerinden nasıl ticaret yaparız, nasıl iş geliştiririz, diye düşünülmüş ve e-ticarette 2000’li yılların başında ülkenin gündemine oturmuştur. Bunu deneyen çok büyük şirketler oldu başarılı olanlar da oldu, olmayanlar da oldu. Ama şöyle kaçınılmaz bir sona geliyoruz. Özellikle de son çıkan yasayla birlikte. Biz şuna inanıyoruz şirket olarak da sloganımız şu: “Herkes bir gün e-ticareti deneyecek” başarılı olacak veya olamayacak. Başarılı olma kriterleri sadece bir yazılım alıp tasarım yapmakla bitmiyor. Bir strateji çevresinde, düzgün bir planlamayla, çok büyük bütçeler olmasa bile küçük tanıtım bütçeleriyle internete özgü bazı yayılım kuralları var. Sonuçta bu da bir yatırım aslında değil mi? İnternetten diye küçümseyip masraf etmeden para kazanmaya kalkarsanız başarılı olabilir misiniz? Evet, bu gerçeği çok da yansıtmaz. Ha bunu yapıp başarılı olanlar var, ancak bu tesadüf. Yaptığı iş çok yenilikçi bir iştir, ilktir, çok özgündür adını duyurmayı başarmıştır.E-ticaret 2000’li yıllarda Türkiye’de başladı, dediniz dünyada bizden daha erken mi başladı? Bizden bir iki yıl daha erken başladı. İnternet zaten 1994’lü yıllarda hayatımıza girdi. 98-99 yılında e-ticaret kullanılmaya başlandı. 1984’ten sonra bilgisayarın Türkiye’ye ilk girdiği andan itibaren ilk beş yıl biraz modanın gerisinde kaldı. Ama şu anda ülkemizde internetin iletişim gücü dünyanın her tarafında aynı, teknolojiyi aynı anda yakalayabiliyoruz bu çok önemli bir şey.ÜLKEMİZDE 26 MİLYON FACEBOOK KULLANACISI BULUNUYOR Birde biz internet teknolojisini çok sevdik galiba. İnternetle meraktan ötürü mü çok çabuk tanıştık?Evet, Türklerin en temel özelliği çok meraklıdır. Önce meraktan kim nerede ne yapıyor, merakından başlıyor. Ama onu aşmış durumdayız. Türkiye’de 26 milyon facebook kullanıcısı var. Dünyada zaten 550 milyon facebook kullanıcısı var. Facebook kullanımında 4. sıradayız, toplamda internet kullanımında dünayda 7. sıradayız, yani Çin’in bile önündeyiz.GAZİANTEPLİ LAFI ÇOK SEVİYORSiz uzun süre Gaziantep’te çalıştınız, şu anda da İstanbul’da çalışıyorsunuz. Gaziantep’teki iş yaşamıyla İstanbul’daki iş yaşamınızı kıyaslar mısınız?12 yıldır İstanbul’da yaşıyorum Gaziantep’te çalıştığımı düşünmüyorum. Gaziantep çalışmıyor çalışıyormuş gibi bir hava var, üretiyormuş gibi bir hava olduğunu düşünüyorum. Yani çok laf yapan ama çalışmayan bir hava var.Biz 4000’e yakın işletmeye hizmet veriyoruz. 4000 işetmeyle telefonda satış yapmışızdır. Ama Gaziantep’te şu an 100 e yakın e-ticaret işletmesi var. Mutlaka hepsini ziyaret etmişizdir. Gerçi yeni kuşaklar geliyor teknolojiyle biraz daha ilgililer. Zamanla yerine oturacaktır diye düşünüyorum.Gaziantep, e-ticarette Türkiye’de kaçıncı sırada?Bugün 26 bine yakın e-ticaret işletmesi olduğunu düşünürseniz 100’e yakın e- ticaret işletmesi var. Antep de binde 3’e falan tekabül ediyor. Gaziantep e-ticaretle tanışsa ki tanışıyor, Türkiye’nin belki de en büyük pazarı olacak?Neden?Burada öyle bir üretim, öyle bir kaynak var ki… Baklavacı üretim yapıyor tezgahında kalıyor veya kalmıyor. Ama üretimin planlaması yok. Ancak e-ticarette gerçek zamanlı olarak anlık planlamanızı yapabilirsiziniz. Günün hangi saatinde, ne kadarlık sipariş göndermeniz gerektiğini bilirsiniz. Cebinize koyduğunuz paraya göre planlıyorsunuz bundan istifade etmeli Antep. Yemenicisi var, bakırcısı var, fıstıkçısı var ve bunlar Türkiye’de en çok aranılan ürünlerdir. Takım elbiseyi bile insanlar e-ticaret yoluyla internetten alıyorsa gerisini siz düşünün…Evet Damat Tween günde 50 tane takım elbise sipariş alıyor. Bugün en kalabalık alışveriş merkezlerinde, en dikkat çeken dükkânlarda, bayram zamanlarında bile günde 50 tane takım elbiseyi satabilmeniz mümkün değil, diyorlar. Bir çikolata fabrikası üretiminin yüzde 50’sini e-ticaretten yapıyor. Krizde bayilik alıp riske girmek yerine e-ticarete yatırım yaptık, şu an fabrika üretiminin yüzde 50’sini diğer tüketiciye diğer kurumsal müşteriye satıyoruz, şeklinde ifade ediyorlar. Bu konuda yasal alt yapı oturdu mu?Tabii ki oturdu. Bizim bir sloganımız var: e-ticaret gerçek ticaret. Şu anda yapılan reel ticaretten hiçbir farkı yok ve faturalıdır. Gaziantep aslında büyük bir kaynağın üstünde oturuyoruz ama farkında değiliz.Gaziantepli e-ticaretin önemini mi anlamadı, yoksa kaygıyla mı yaklaşıyor? Bundan beş yıl önce bu tarz elektronik ticaret yazılım şirketi olmadığı için zorlu bir yoldan geçmeniz gerekiyordu. Belki insanların hafızasında o kalmış olabilir. Bir yazılımcı bir tasarımcı almanız gerekiyordu normal bir e-ticaret işletmesi kurmak pahalı bir yatırımdı. Ama şu an öyle değil, yıllık 750 dolar ödeyerek insanlar bizden şirket kurmamızı istiyorlar.E-ticarete ilgisi olanların ne yapması gerekiyor?Herkesin yaptığı bir iş var bunların internet ortamında çok kolay yerinin olduğunu bir kere bilmesi gerekiyor. Urfa’da bir düğün salonu salon düğün saatini, internet ortamında satıyor. “Herkes mutlaka benim salonuma bir kere uğramıştır” diyor. Bizim Doğuda ve Güneydoğuda çok ilginç örneklerimiz.Gelecek biraz da e-ticarette değil mi?Biraz değil, tamamen e-ticarette. Yakın zamanda göreceksiniz benzin bile… Bugün uçak biletlerinin çoğunluğu internetten satılıyor. Bir günde 54 bin uçak bileti satan bir site oldu. Satışı kolaylaştırdığınızda dünyada kontrol edilemeyen tek bütçe satış bütçesidir.FİZİKİ DÜNYANIN CANLANMASI İÇİN VARIZE-ticaret istihdamı nasıl etkiliyor?Nasıl satarımı düşündüğünüz zaman farklı farklı maliyetlerle karşılaşabilirisiniz. Şimdi 54 bin adet bilet satılması havayolu şirketinin iş gücünü arttır mı, azaltır mı? Artırır çünkü o kadar sipariş aldı. Ona göre yatırım yapacak, istihdam sağlayacak. Burada bir aktarın e-ticaret yaptığını düşünün. Bu adamın dükkanından günde 50 kişi girerken 3 bin kişinin girdiğini hayal edin. Depoda fazla eleman çalıştıracak, kargo maliyeti artacak, bunların hepsi bir zincir. Biz fiziki dünyanın canlanması için varız fiziki dünyaya katma değer üretiyoruz. 10 AYDA 70-80 İŞLETME KURDUKGaziantep’te seminer sunumunuzun yanı sıra yanılmıyorsam müşteri ziyaretleriniz de oldu. Genel anlamda buradaki gözlemleriniz ne oldu? Antep’in bu konuda öncülük yapacağının hayalini kurarak geldim buraya ve bun da inanıyorum. 10 ay önce demin söylediğim firmalar yoktu. Yaklaşık 10 ayda 70-80 tane işletme kurduk. Bundan sonra yemenicisinden ayakkabıcısına, terlikçisinden halıcısına e-ticarete başladı. Beyaz eşyada bir firma e-ticaretten fiziki bir mağazanın sattığının dört katı kadar mal satıyor. E-ticarette herkes için eşit şans var.E-ticaret için yapmanız gereken ilk eylem nedir?Bunun için çok fazla efor harcamanıza gerek yok. Bir e-ticaret alt yapısı kuracaksınız, içine ürünlerinizi yerleştireceksiniz, fiyatlarınızı koyacaksınız ve yavaş yavaş nasıl pazarlanması gerektiğini takip edeceksiniz ve satacaksınız. Yeter ki hedef belirleyin.Teşekkür ederim.Ben teşekkür ederim.
Zahide YALÇIN
07 Nisan 2011

e-ticaret ve Pazarlama Seminerinde

Dünyanın son yirmi yılda kat ettiği mesafe, geldiği gelişmişlik düzeyi, bilginin yayılım hızının temelinde internetin yattığını hepimiz biliyoruz.
Yıllar öncesinde haberimiz olmayan bir sürü uygulamayı artık cep telefonlarımızda taşır hale geldik.
Üretim teknikleri değişti. Ticaret değişti. Sanayi değişti. Satın alma kararlarının dinamikleri değişti.
İş yapma biçimleri değişti.
Her şey internet ortamına taşınmaya, teknoloji günlük hayatımızın bir “olmazsa olmazı” haline geldi.
Coğrafya bağımsız, sınırları olmayan bir dünyada yaşamaya başladık.
Yaptığımız ticareti de, elektronik ortama taşıdık. İnsanlar oturdukları yerlerden market alışverişlerini, teknoloji ihtiyaçlarını, hediyelerini, kitaplarını, giysilerini, aklınıza gelebilecek birçok şeyi elektronik ticaret (e-ticaret) vasıtasıyla alabiliyorlar.
Firmalar, bu değişim ve dönüşümden geri kalmamak için hangi sektörde olursa olsun, satış kanallarına e-ticareti de ekliyorlar.
Bugün, BTSO’da bu değişim ve dönüşümü gerçekleştirmek isteyenler için saat 13.00’te başlayacak bir toplantı var.
Toplantıyı düzenleyenler, Elektronik Ticaret Siteleri ve İşletmecileri Derneği (ETİCAD) ile Bilişim Sektörü İşadamları Derneği (BİSİAD)…Konu “E-ticaret ve Farklı İş Yapış Biçimleri”…
Toplantıda başarı hikâyeleri ve e-ticarete nasıl geçilir, bu konular anlatılacak. Konuşmacılara baktığınızda, neden kaçırmamanız gerektiğini anlıyorsunuz:
Osman Akın (BİSİAD), Ercüment Erdem (ETİCAD), “E-ticaret ve Fırsatlar”- Yetkin Şekeroğlu , Pırlant “E-ticaret Öyküsü” – Ali Ekber Kumtepe (E-ticaret Yöneticisi), Kütahya Porselen E-ticaret Öyküsü- Özgür Gür (E-ticaret Grup Yöneticisi), Damat&Tween E-ticaret Başarı Öyküsü-Levent Arar (E-ticaret Grup Müdürü), Sehirfirsati.com ve Farklı Pazarlama – Emre Ekmekçi (Genel Müdür), Paypal ve Farklı Ödeme Yöntemleri – Kıvanç Onan (Türkiye Genel Müdürü), Paybayme ve Mobil Ödeme Sistemleri – Mehmet Metin Okur (Genel Müdür)
Ayrıca toplantının sonunda, Prof. Dr. Deniz Gökçe dünya ekonomisini, yeni ekonomiyi anlatacak. Karşımıza çıkacak ekonomik tehditler ve fırsatlar hakkında ipuçları verecek.
ETİCAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Erdem “E-ticaret yeni dünyanın iş yapış biçimi. Yeni dünyada ticaret yapmak isteyen herkes bu etkinliğimizde çok şey bulacak” derken, BİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın “Bilişim sektörünün her dalı ile Türkiye için büyük önem taşıdığını yıllardır ifade ediyoruz. Yazılımcısı ile donanımcısı ile bilişim sektörü geliştikçe ülkemiz adına katma değer üretecek.” diyorlar.
Bence Bursa’daysanız ve yeniyi takip etmek istiyorsanız, bu toplantıyı kaçırmayın.

Tolga Yücel/Bursa Hakimiyet

Pc Time Sordu

Woon markasını eminim duymuşsunuzdur. Nereden çıktı bu? Kimin markası? Nerede üretiliyor? Biz de merak ettik ve Atmaca Bilgisayarın Genel Müdürü Yetkin Şekeroğlu´na sorduk.

Biz sizleri hep Sunny markası ile tanıdık. Neden Woon diye yeni bir markaya ihtiyaç duydunuz?

Sunny markasının tüketicilerde oluşmuş belli bir algısı oluşmuş durumdadır. Özellikle elektrikli ev aletleri ile Sunny markası özellikle de C ve D grubunun tercihleri arasındaki yerini almıştır. Bilgisayar sektörüne girerken bu kriteri göz önünde bulundurmamız ve tüketici ihtiyaçlarına paralel bir marka yönetimi geliştirmemiz gerektiğini belirledik. Bu çerçevede detaylı araştırmalar ve anketler yaptırdık. Bu araştırmalardan edindiğimiz bilgiler tüketici eğilimlerini en doğru şekilde gösteren veriler içeriyordu. Sektöre yönelik yaptığımız diğer araştırmalarla da birleştiğinde ortaya farklı hedef kitlelere farklı ürünler sunmanın daha stratejik bir marka yönetimi sağlayacağı sonucu çıktı.

Bildiğiniz gibi bilgisayarda başlangıç seviyesinde ekonomik çözümlere ihtiyaç var. Bu noktalardan hareketle Sunny markasının oluşmuş algısını değiştirmeden yine daha çok C ve D gruplarını hedefleyecek nitelikleri sunması yönünde bir planlama hazırladık. Sunny markası altında yalnızca PC, ve Notebook ürünlerini tüketicilerle buluşturmayı ancak A ve B grubu dediğimiz profesyonel kullanıcılara da yeni bir marka sunmayı amaçladık. İşte böylece “Woon” markası doğmuş oldu. Burada şunu belirtmeliyiz ki biz bu hedef kitleleri kullanıcıların teknoloji ile ne kadar iç içe olduğu ve bilgisayar kullanım düzeylerini temel alarak oluşturduk. Dolayısıyla A ve B diye adlandırdığımız ve günlük hayatında bilgisayarı hatta teknolojiyi daha yoğun olarak kullanan gruba “Woon” markasını sunduk. Bir başka deyişle “Woon”un notebook ve LCD PC ve konsept ürünlerimizi temsil edecek markamız olduğunu söyleyebiliriz.

Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarınızı mevcutlardan ayıran bir özellikleri var mı? Ürünlerinizin nasıl algılanmasını hedeflediniz?

Daha önce de değindiğim gibi özellikle profesyonel kullanıcıya hitap eden “Woon” marka bilgisayarların konsepti, kullanıcıların tüm ihtiyacını karşılamaya yönelik tasarlandı. Bu özellik ile birlikte LCD PC’lerin upgradable olması uluslararası markalara karşı en önemli avantajları arasında yer alıyor. Woon’un özellikle PC’den performans bekleyenlerin tercih edeceği bir marka haline gelmesini istiyoruz. Performans içerikli ürünlerimizi, masa üstü bilgisayarlarımızı “Woon” markası ile sunacağız. Ancak bu segmentte masaüstünde önemli bir farklılık oluşturduk. Türkiye’de ilk yerli LCD PC’yi üretiyoruz. Bu sayede masa üstünde veya masanın altında artık bir kasa olmayacak. Şunu da vurgulamalıyım ki uluslararası örneklerimizden en temel farkımız %100 upgradable olabilme özelliğimiz. Son kullanıcının kendisi de Woon marka LCD PC’sini kolaylıkla upgrade edebilir. İçerisinde ise %100 normal PC’lerde kullandığımız bileşenleri kullanıyoruz. Tek fark ekran kartındadır ancak bu da upgrade edilebiliyor. Yalnızca ekran kartında low-profile dediğimiz kısa ekran kartları kullanıyoruz. Bu da ekran kartı maliyetini 3-4 dolar artırıyor.

Bir de çok özel bir fiyat politikasıyla tüketicilerimize sunacağımız Tablet PC’lerimiz var. “Woon” Tablet PC’ler 19inch boyutundaki desktop monitörü sayesinde bir kalemle el yazısını algılatma, istenen doküman üzerinde fırça veya kalemle değişiklik yapabilmeyi sağlıyor. Tablet monitörler istenen her PC’ye uygulanabileceği gibi farklı markalara da adapte edilebiliyor.

“Sunny” marka PC ve Notebook’ları ile de giriş seviyesindeki kullanıcılara hem uygun fiyatlı hem de kullanım kolaylığı yüksek ürünler sunuyor. Sunny ile de PC’lerde tek tip kasa ve Notebook’larda da tek model sunuyoruz.

Woon markasını bilgisayar haricinde başka ürünlerinizde de görecek miyiz? Göreceksek bu konudaki yol haritanız nedir?

Woon markası ile yalnızca “LCD TV”yi yakın tarihte ürün gamımıza eklemeyi hedefliyoruz. Bu ürün grubu dışında, bazı mobil ürünlerde de araştırma-geliştirme çalışmalarımız devam etmektedir. Ancak tüketici lehine olabilecek her türlü yeni konsepti temsil edecek ürünler Woon markasının ürün grubuna eklenebilir. Bu uzun soluklu bir yol ancak özet olarak bilgisayar ve türevleri konusunda geliştirilebilecek her ürün Woon markası altında tüketicilerle buluşturulabilir.

Bu yıl, bilgisayar ürünleri segmentinde ilk yılınız olacak. Hedefleriniz nedir? Ürünlerinizi nerelerde bulabileceğiz?

Atmaca Bilgisayar Teknolojileri A.Ş. olarak sektöre 7-8 modelle giriyoruz. Hedefimiz ise önümüzdeki yılın ortalarında ortalama 15 farklı modeli sunuyor olabilmek. Özellikle masa üstü çözümlerde ve farklı dizaynlarda LCD PC gibi çözümlerimizin ve modellerimizin sayısını artırarak tüketicilere çok geniş yelpazede ürün gamını sunmaya devam edeceğiz.

Bir diğer hedefimiz uluslararası alanda nasıl rekabet yapılıyorsa aynı tür rekabeti Türkiye’de yapabilir hale gelmek ve reklam, pazarlama projelerinin içerisinde önemli bir oyuncu olmak. 2008 hedeflerimiz arasında ayrıca yılda 35.000 PC ve 12.000 notebook üretebiliyor olmak ve 30 milyon dolar ciroya ulaşmak da yer alıyor.

Atmaca Bilgisayar Teknolojileri A.Ş.’nin sunduğu “Sunny” markalı bilgisayarlar kendi satış kanallarında ve “Woon” markalı bilgisayarlar ise Teknosa, Vatan, Electroworld, MediaMarkt, Gold, Darty, Bimeks vb. teknoloji marketlerde satışa sunulacaktır.

(Bu röportajın bir kısmı 17 Şubat 2008 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

kaynak: http://www.pctime.com.tr/habergoster.asp?id=1590

Byron pazarda hızlanıyor

RADİKAL – İSTANBUL – Byron Computer, dünyada ilk defa uygulanan bir yöntemle oyuncusundan, set görevlisine kadar kimsenin farkında olmadan ‘reality şov’ tarzında çekilen reklam filmiyle pazarda atağa kalkıyor. Üç gün boyunca bir platoda çekilen ve oyuncu Cengiz Küçükayvaz dahil olmak üzere yaratıcı ekip dışında kimsenin senaryoyu bilmediği reklam filminin çekimi gizli kameralarla gerçekleştirildi. Film çekiminde yaratıcı ekip dışındaki herkes kamera şakalarına maruz kaldı.
Yapılan yeni reklam kampanyasıyla Byron’ın yeni PC’lerini pazara tanıtmayı ve pazardaki paylarını büyütmeyi hedeflediklerini söyleyen Byron Computer Genel Müdür Yardımcısı Yetkin Şekeroğlu, “2005 yılında pazarda ilk beş marka arasında olmayı planlıyoruz. 2008 yılında ise ilk iki markadan biri olmayı hedefledik. Bu hedeflere ulaşmak için markamıza yönelik çalışmalarımızı artırdık” dedi.
Byron’ın aslında Türkiye’nin yedi sistem üreticisinden biri olduğuna değinen Yetkin Şekeroğlu, “Artık pazarda masa üstü ve dizüstü bilgisayarlarımızla da varız. 2004 yılında 13 milyon dolar olan ciromuzu bu yıl 28 milyon dolara çıkaracağız. Özellikle Anadolu’da rekabetçi fiyat politikamız sayesinde güçlü bir pazar payına sahibiz” diye konuştu.

kaynak: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=156599

50 kişilik Ar-Ge personeli şartı KOBİ’leri zora soktu!

Şirketlere önemli kazanımlar getirmesi beklenen “Ar-Ge Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkındaki Kanun”, bir dizi eleştiriyle birlikte bugün yürürlüğe girdi. Otomotivden tekstile, ilaçtan telekomünikasyona kadar pek çok sektörde Ar-Ge faaliyetlerine ek teşvikler getiren yasa, şirketlerin Ar-Ge harcamalarının tamamının matrahtan indirilmesi, Ar-Ge personelinin Gelir Vergisi’nin yüzde 80′inin vergiden muaf tutulması, işveren tarafından ödenmesi gereken sigorta priminin yarısının 5 yıl süreyle devlet bütçesinden karşılanması gibi önemli kazanımlar getiriyor.Ancak yasaya yöneltilen eleştiriler, yasanın bazı eksik ve yanlış uygulamalarla çıktığı, bu haliyle yeni yatırımların önünü istenilen şekilde açamayacağı konusunda yoğunlaşıyor.
En büyük eleştiri konuları ise en az 50 kişilik tam zamanlı Ar-Ge personeli istihdamı şartı, küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) yasa kapsamı dışında bırakılması, yeterli sayıda nitelikle Ar-Ge personeli bulunmayan Türkiye’de Ar-Ge personelinin eğitimi sürecinin teşvik dışında bırakılması, acil katma değer yaratacak pratik çözümlere yer verilmemesi ile özerk Ar-Ge şirketleri ile tasarım faaliyetlerinin teşvik kapsamı dışında kalması olarak sıralanıyor. İş dünyası, “Ar-Ge teşviki için getirilen en az 50 Ar-Ge personeli sınırı, geleceğin teknolojisi olarak tanımlanan nanoteknoloji yatırımlarının önünü tıkıyor. Çünkü nanoteknoloji gibi alanlarda faaliyet gösteren bir firmada 6-7 Ar-Ge çalışanı yeterli oluyor” görüşünde. Ek düzenleme şartTemel çıkış noktası cari açığın kapatılması olan yeni yasa ise yurtiçi üretimde ithal girdi kullanımının azaltılması ve özellikle yüksek teknolojili ara girdilerin yurtiçinde üretiminin sağlanmasını amaçlıyor. Bu doğrultuda en önemli hedeflerden biri de uluslararası şirketlerin Ar-Ge faaliyetlerinin bir kısmının Türkiye’ye çekilebilmesi. Yasanın kabul edilmesiyle birlikte otomotiv devleri Renault ile Magna, yatırım miktarları henüz tam olarak kesinleşmemekle birlikte Türkiye’de Ar-Ge birimi kurmak için harekete geçti. Kanadalı teknoloji firması Nortel de Ar-Ge çalışmalarının bir bölümünü Türkiye’ye kaydırabileceğinin sinyalini verdi. Kamuoyunda heyecan yaratan bu gelişmelere karşın, yasanın yabancı yatırımcıyı istenilen oranda Türkiye’ye çekip çekemeyeceği ise hâlâ tartışma konusu.

“Yatırım isteniyorsa ek düzenleme şart” diyen iş dünyası özellikle çıkartılacak yönetmeliklerle eksikliklerin bir kısmının giderilebileceğine işaret ediyor. Türkiye’de acilen katma değer yaratma ihtiyacı bulunmasına karşın yasanın bu haliyle çözümü 10 yıl sonraya bıraktığını söyleyen Hexagon Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Jan Nahum, “Yasa, bu haliyle ancak 10-15 yıl sonraki çözümlere yönelik. Oysa yasanın çıkış nedenlerinden en önemlisi ödemeler dengesi açığını kapatmaktı. Bu amaca hizmet edebilmesi için Ar-Ge desteklerinin acilen katma değere dönmesi gerekiyor. Bunun için de sadece kurulu büyük şirketlerin değil, küçük ve orta boy şirketlerin de Ar-Ge yapabilecek şekilde desteklenmesi gerekiyordu” dedi. Yasadaki en önemli eksiklerden birinin de herhangi bir şirket bünyesinde faaliyet göstermeyen özerk Ar-Ge şirketlerinin kapsam dışı bırakılması olduğunu vurgulayan Nahum, “Özerk Ar-Ge kurumları ile tasarım faaliyetlerini de kapsamalıydı” diye konuştu. Bürokratik engeller kalkmalıYasanın yabancı yatırımcı açısından çok önemli bir adım olduğunu ancak bazı tereddütlerin bulunduğunu belirten Merck Sharp&Dohme Dış İlişkiler Direktörü Jeffrey Kemprecos ise “Özellikle dünya ilaç çevrelerinde çok konuşulan bir gelişme oldu. Ancak yatırım isteniyorsa vergi, düzenleyici yapı ve fikri mülkiyet hakları başta olmak üzere bir dizi reformla desteklenmesi gerekiyor” dedi. Ar-Ge yasasının sistemin sadece bir parçası olduğunu ancak zincirin diğer halkalarla tamamlanabileceğini ifade eden Kemprecos, Türkiye’nin özellikle İrlanda, Singapur, Çin ve Hindistan gibi rakiplerinin öne geçebilmesi için Ar-Ge konusunda özellikle bürokratik engelleri ortadan kaldırması gerektiğine işaret etti. Kemprecos, “Bu yıl dünya çapında biyoteknoloji ve araştırmacı ilaç şirketleri, Ar-Ge çalışmalarına 72 milyar dolardan fazla yatırım yapacak. Türkiye’de yatırım yapacak bir şirket yeni bir ilacın ruhsatını 2 senede alabiliyor. Oysa aynı yatırımı Singapur’da yapsa, izin süresi 2 ay. Bu, yatırımcı için büyük fark. Yatırımcı üretime, ihracata, para kazanmaya başlamak için 2 yıl beklemeyi mi, 2 ayda ihracata geçmeyi mi isteyecek” diye konuştu.

Yasanın en büyük eksiklerinden birinin nitelikli personel konusunda olduğunu ifade eden Atmaca Bilgisayar Genel Müdürü Yetkin Şekeroğlu ise “Özellikle Ar-Ge konusunda nitelikli personel sıkıntısı çekilen Türkiye’de yetiştirilecek personelin eğitim sürecinin teşvik kapsamı dışında bırakılması önemli bir eksiklik. Yatırımcı elemanını Çin’den, Hindistan’dan getirdikten sonra yatırım Türkiye’ye istenen faydayı getirmez” dedi.Ar-Ge teşviği yasası ne getiriyor- Teşvik ve destekler sektör ayrımı yapılmaksızın 2024′e kadar verilecek.- En az 50 Ar-Ge personeli çalıştırma şartı aranacak.- Ar-Ge harcamalarına yüzde 100 matrah indirimi sağlanacak.- Ar-Ge personelinin ücreti üzerinden hesaplanan Gelir Vergisi’nin yüzde 80′i, doktoralı personelde ise yüzde 90′ı alınmayacak.- Personelin işveren tarafından ödenmesi gereken sigorta priminin yarısı 5 yıl süreyle bütçeden karşılanacak.- Ar-Ge projeleri ile rekabet öncesi işbirliği projelerine ilişkin harcamaların tamamı ile 500′den fazla Ar-Ge personeli çalıştıran işletmelerde bir önceki yıla göre ek olarak yapılan harcamaların yarısı vergi matrahından düşülecek.- Giderler amortisman yoluyla sonraki yıllarda vergi matrahından düşülecek.Yasaya yönelik eleştiriler neler- KOBİ’ler kapsam dışı bırakılacak şekilde hazırlandı.- Herhangi bir şirket bünyesinde olmayan özerk Ar-Ge şirketleri kapsam dışı bırakıldı.-Ar-Ge departmanında en az 50 kişi çalıştırma şartı, 5-6 Ar-Ge elemanı ile yüksek teknoloji alanında çalışan şirketlerin Türkiye yatırımlarının önünü kesti.- Ar-Ge personelinin eğitim süreci teşvik dışında bırakıldı. – Tasarım faaliyetlerinin desteklenmemesi önemli bir eksik.- Ruhsat ve izin süreleri ile ilgili bürokratik işlemlerde herhangi bir düzenlemeye gidilmedi. – Fikri ve sınai mülkiyet hakları konusundaki eksiklikler hâlâ devam ediyor.Türkiye’de Ar-Ge- Ar-Ge faaliyetlerine 2006′da 4 milyar 400 milyon YTL harcandı. 2005′te bu rakam 3 milyar 835 milyon YTL idi.- GSYİH içindeki payı binde 7,6. AB ülkelerinde bu oran yüzde 2-3.- 54 bin 444 tam zamanlı Ar-Ge personeli çalışıyor.

kaynak: http://gidacidede.blogspot.com/