Kategori Arşivi e-Kavramlar
e-Dünya’da Keşfe Çıkmaktan Korkmayın
Yine dönüp dolaşıp kriz gündemi ile yaşıyoruz. Rekabet şartlarının
Referandum…Evet mi?…e-Hayır mı?…
Çılgınca bir iletişim yarışının içerisindeyiz.
Bir tarafta EVET
Bir tarafta HAYIR kampanyası.
Referanduma sayılı günler kala bu süreçte dikkat çeken iletişim stratejilerinin altını çizmek ve bunu bir sonuca bağlamak istiyorum.
Önce EVET cephesi…
İnsan ve bilindikl iletişim teknikleri üzerine inşa edilmiş bir kampanya.
Yüz yüze iletişimde başarıları ortada.(Tek başına iktidar olmayı bu tecrübelerine borçlular)
Özellikle hedefi iyi belirlemişler.Büyük şehirler harici yerlerde bence karar vericileri net bir şekilde ikna etmiş görünüyorlar.
Nerden mi biliyorum?
Seyahatlerimde yüz yüze edindiğim izlenim.
Özellikle iç bölgeler ve doğuda kamuoyunun hassasiyetlerine göre yüz yüze anlatım tekniği ile mutlak ve baskın bir şekilde tezlerinde mutlu sona ulaşacaklar diyebilirim.
Ama kampanyayı yürüten siyasi çehre çok abartılı bir şekilde en iyi savunma saldırıdır stratejisi ile bir siyasi eksen oluşturmuş görünüyor.Destekçileri ve kanaati oturmuş olan taraftarları da, günlük dilde aynı temel üzerine tezlerinin arkasında duruyorlar.Bu da iletişimin stratejisinin başarısını gösteriyor.
Bana göre bir önemli eksiklikleri var, e-dünyada aynı stratejiyi kurabilmiş değiller.
Bence sanal sosyal dünya, bu kampanya döneminde etkileyici olacak.
Kısacası bilindik kampanya yönetimini başarılı yürüten EVET cephesi,
Peki ya HAYIR cephesi ne durumda;
Gayretliler ve hırslılar diyebiliriz. İki farklı kampanya kurgusu izliyorum.
Biri; bugüne kadar çok iyi yapamadıkları, ama artık yapmayı deniyoruz dedikleri yüz yüze iletişim,yani bilindik ve karşı cephenin iddialı olduğu , çok da iyi uyguladığı iletişim tekniği….
Diğeri ; İnternet dünyasındaki altyapıları kullanarak, nuktedan,delil gösterir şekilsel uygulamalar ile başarılı bir kampanya yürütüyorlar diyebilirim.
Ama bence bu, HAYIR cephesinin siyasi temsilcilerinin kurguladıkları bir iletişim stratejisi değil. Kendiliğinden gelişen, daha eğitimli ve donanımlı taraftarların oluşturdukları doğal bir sonuç gibi görünüyor.
Nerden mi çıkartıyorum?
Türkiye’de en yaygın kullanılan sosyal ağ Facebook bilindiği üzere.
Girin Facebook’a.
EVET adına kurulmuş grupları inceleyin ve sayısına bakın
Birde HAYIR adına açılmış grupların içeriğine ve sayısına bakın.
HAYIR lehine ciddi fark var.
Sorumuz şu…Fark acaba kamuoyu iradesi üzerine ne denli yansıyacak.Bu kadar etkin kullanılan sanal sosyal medya acaba sonuçta etkileyici olabilecek mi?
13 EYLÜL de hep beraber göreceğiz.
Evet mi? e-Hayır mı?
e-Kavramlar/e-iletişim/e-Referandum
Yetkin Şekeroğlu
e-Dünya Yuvarlak mı?
Dünya yuvarlak bunu biliyoruz…
Peki e-dünya?
Cevabını vermeden önce,dünyanın yuvarlak olduğunu keşfeden Macellan sürekli batıya giderek, çok zor şartlarda ispat etmiş…
Ya biz ne yapacağız ?’’ e-dünya yuvarlak mı?’’ sorusuna cevap vermek için, hangi yöne gideceğiz..?
Bu yolculuğa çıkmak için bir gemiye ve ekibe de gerek yok.
Bir bilgisayarınız ve internet bağlantınız olması yeterli.
Ve çıkın yolculuğa…
Ben diyorum ki…
Bu yolculuğun sonu yok…
İnternet kullanan milyarlarca insanın beyninin ürettikleri, mesafeleri uzatacak.
Kendi isteklerin ki, ne istediğini biliyorsan, mesafeleri kısaltacak.
Yani hem uzak, hem yakın….
Bence, şekilsiz olan bu dünyayı tarif etmek, beynimizin üreteceği bir matematik kuralına sığmayan kavram.
Klavyenize tuşlayın Google yazın, veya daha kısa bir kelime Bing….
Gitmek istediğiniz yeri yazın, gidin, daha gidin, sonra çıkın…Nerdesiniz?
Fiziki olarak, olduğunuz yerden kıpırdamadan, beyninizin gittiği yerler, gördükleriniz, duyduklarınız….
Evet, Macellanın ispatladığı gibi dünya yuvarlak.
e-Dünya ise geometrik bir şekil veya düzlem ile ifade edilemez.
Çünkü herkesin e-dünyasının şekli farklı.
”Dünyalarımız ayrı” lafı gerçek oldu bence…
Bu benim e-dünya görüşüm.
e-Kavramlar
Yetkin Şekeroğlu
e-Kavramlar
Hayatımızın çok büyük bir parçası olan teknoloji, her kelimenin başına ‘’e’’ harfini eklememiz ile bize yeni kavramları algılatmada bir teknik
hediye etti.
Önce teknolojiyi iş hayatımızı kolaylaştıran önemli bir unsur olarak içimize aldık. Onunla da yetinmedik, eğitimde, bilgi edinmede, kişisel gelişimde ve sayabileceğimiz insanın temas ettiği her noktada kullanır oldur.
Bu iç içelik sosyal hayatın içerisinde de her şeyi teknoloji ile algılama noktasına getirdi insanoğlunu.
Artık arkadaşlarımız ile sosyal paylaşım siteleri aracılığı ile iletişim kuruyoruz. Fotoğraf albümlerimizi bile bu sitelere yükler olduk.Artık ”gel sana albümümü göstereyim ‘’ kilit cümlesi bile sihrini kaybetti diye düşünebilirsiniz.
Yalnızlaşıyormuyuz yoksa sosyalleşiyormuyuz?
Eğer yaygın kullanılan bu sosyal iletişim şekli insanlar tarafından kabul edilmiş ve yoğun bir şekilde kullanılıyor ise artık insanoğlunun yeni bir keşfi ile karşı karşıyayız.
Herkes e-iletişimi tercih ediyor.
Neden ?
Belki , İlişkiler arası suistimallere karşı bir koruma olarak değerlendirmek gerekiyor. Belki, artık kalıcı iletişim öncesi bir eleme ve değerlendirme kriteri oldu. Tanımaya çalıştığınız yüzlerin samimiyetleri değerlendirme ve sonrasında kalıcı adımlar atmak tercihi söz konusu da olabilir…
Bu beklilerin, en iyi cevabını bu iletişim tekniğini kullanarak sosyalleşen yalnız insanlar verecek.
Ve asıl önemlisi, bu samimiyet sınavında, delicesine sosyal ağlarda markalaşmaya çalışan bir dolu işletme. E-insanlara çok ince stratejiler ile hitap etmeye çalışıyorlar. Çünkü, geleceğin orada olduğu çok açık. E-marka tek yolu e-insan dan geçiyor.
Bence insanın iç dünyasını da’’ e-insan’’ kavramı ile algılayacağız yakın zamanda. Bundan korkmaya gerek yok.
Samimiyet e-insan olmanın en önemli unsuru.
Normal hayatta beklentiler ile e-hayat arasındaki beklentiler arasında bir fark yok.
e-marka olmak için, e-iletişim dilinde, e-insana samimi davranmak gerekiyor.
Unutulmamalıdır ki e-insan sınırlara ve kalıplara sığmaz, açığınızı yakalar ise, e-cehennemde yaşamak ne imiş görürsünüz.
e-Kavramlar
Yetkin Şekeroğlu
