Kategori Arşivi Genel

Tüm Dostlarıma

Bir yılı daha tükettik.

Akan zamanda, yudum yudum içtik hayatı.Kimimize tatlı, kimimize acı geldi.

Yine de yaşadık, karşı koyamadan.Bıraktığı tad ise kaldı.

Yeni bir yıl ile buluşma öncesinde,

Umutluyuz zamanın bizi götüreceği dilimlerden…

Dilerim ki umduğunuz her şey olsun.

Sağlıklı Olun, mutlu olun.

Esenlikler

Yetkin Şekeroğlu

e-Dünya’da Keşfe Çıkmaktan Korkmayın

Yine dönüp dolaşıp kriz gündemi ile yaşıyoruz. Rekabet şartlarının
ağır maliyetleri yetmezmiş gibi, para piyasalarındaki dalgalanmaların stresi sardı tüm işletmeleri. Herkes, kendini bir savaşa hazırlıyor gibi…
Acımasız bir savaş…
Tarihte de bu tür krizler olmuş birçok kez.
Bu tür krizleri aşmanın en bilindik yolu, yönetenlerin tezelden orduyu toplaması ve sefere çıkarak stratejik olarak kaynağa ulaşmak olmuş. Ordu ile topyekün hareketin pahalı ve zahmetli maliyetine rağmen, yüzyıllar boyu bu kaynak arayışı hiç bitmemiş. Zira, ordunun gidebildiği en uç noktaya kadar ulaşmışlar. Bir yerden sonra, deniz ile sınırlanmış bu hareket kabiliyetini.
Orta Çağ sonu ve Yeni Çağ başlarında’’ kaşiflik’’ diye bir meslek türü çıkmış. Bu korkusuz ve meraklı insanlar,  bilimsel sorgu tekniğini kullanarak organize bir şekilde ülkelerinin yeni kaynaklar bulmasına çok büyük fayda sağlamışlar. Zenginleşmişler, yönetsel kurallar ile bu zenginliği sürdürülür kılmışlar. Kendi toplumunun refahı için, yüzyıllar süren kaynak tüketimini tekelden yönetmek için daha çok kan dökülmesine de neden olmuşlar. Sonuçları  Somali’de hala yaşanıyor.
Günümüzde savaşlar ekonomik büyük düşünler için yapılıyor. Silahlar evrim geçirdi. Ekonomiyi besleyen kaynak arayışları da.
Artık internet var.
Keşfedilmemiş  kaynakları, markaları ve kocaman bir sınırsızlık uçsuz bucaksız  faydaları barındıran internet.
e-ticaret ve buna bağlı internet projeleri, fikirleri küçük işletmeleri keşfedilen ve keşfeden kılıyor.
Daralan, fiziki ve konvansiyonel ticari kaynaklar internet projelerine kayıyor.
Her işletmenin kendisini bir fırsat olarak algılatacağı gibi, fırsatı ve kaynağı bulabilecek nitelikte fikirsel keşifler yapabiliyor.
Beyniniz, bir Kaşifin beyni gibi çalışmalı.
Doğru soruları sorarak, bir tarayıcıyı kullanarak cevap arayabiliyorsunuz. Dökümanter hafıza, size mutlaka bir rota çiziyor.
Kendinize keşfedilmemiş pazarlar kaynaklar bulabiliyorsunuz.
Bu yeni ekonomik kaynak savaşında kansız ve tamamen iş fikrinizin sponsorluğunda, hayal gücünüzün stratejik eylem planına dönüşmesi ile yol alıyorsunuz. Para kazanıyor ve kazandırıyorsunuz.
Tek şart iş fikrinin yani rotanın düzgün çizilmesi.
Gözünüzü korkutacak tek şey sizden daha iyi fikirlerin daha önce hayata geçmesi.
Sanal dünyada keşfe çıkmak, kaynak arayışlarında ısrarcı olmanın da bir maliyeti var tabi ki.
Ama kan yok, silah yok, korsan yok, yok edilmesi gereken bir engel yok.
Tek engel, insan beyninin tutuculuğu.
e-marka olmak, e-iletişim tekniği ile e-dünyada keşfe çıkmak….
Özgür ve yenilikçi olmak…
Korkmaya gerek duyulacak kavramlar gibi durmuyor.
Biraz cesaret…ve iş fikrinizi çok küçük maliyetler ile keşfe çıkarmak…
Denemekten korkmayın…Sanal dünyada keşfedilecek çok şey var.

e-marka olmak
Yetkin Şekeroğlu

Maskara

Sarhoş Gibiyim…
Dik durmaya çalışıyorum.
Bir rüzgar esse, yıkacak beni.
Düşmeyeyim.
Düşmekten korktuğumdan değil…
Maskara olmayayım.
Peki a rüzgar…
Deli rüzgar…
Neden esmemeli ?
Essin, yıksın beni!
Hadi, üstüne bir de,
Yerden yere sürüklesin beni.
Peki ya;  yara bere kalırsa?
Acıyı geç.
Saklayabilir miyim?..
Yine maskara olmaz mıyım?
Kime göre maskara ?
Neye göre maskara?
Kimsiniz ki ?
Umursayan kim ki sizi?
Rüzgar da benim.
Düşen de.
Yarayı da ben alırım.
İzi de kalır.
Ve taşırım onu bir madolyon gibi.
Üstelik göğsümden bir düğme daha açarım,
Kıymeti bilinsin diye.

Kısadan Manzumeler

Yetkin Şekeroğlu

Olacak

Olacak…
Gün yeniden doğacak…
Yerlerden kazıdığım duygularım,
Canlanacak.
Tüm bedenim acıyla doğrulacak,
Önce aynaya bakacak,
Ve soracak…
Çok soru soracak…
Ama,
Cevap bulamayacak.
Karacak,
Hayatını tekrar karacak,
Kesecek.
Tam ortadan kesecek.
İnancını bir daha koyacak,
Belki yine kaybedecek,
Ama yine ve hep…
Oynayacak,

Kısadan Manzumeler

Yetkin Şekeroğlu

Öldün

Durgundum,derindim…
Fırtınada zorlaştım…
Sığlaştım…
ve Öldüm
Sığıma geldin,
Dardım,küçüktüm,
Hayat buldum,
Sığdırdım seni,
Genişledim ve büyüdüm,
Ama sen küçüldün…
ve Öldün

Kısadan Manzumeler

Yetkin Şekeroğlu

UZAK

Yakınımdasın biliyorum,
İçimden geçenleri,
Duy istedim,
Haykırdım…
Duyuramadım…
Yetiremedim sesimi,
Mesafeler var, uzak…
Göreyim istedim seni,
Ufuklara kaydı gözlerim…
Göremedim çok uzak,
Nasıl ? Bu kadar uzakken…
Yakınsın…
İçimde,
Bir yerimde,
Gizlisin.
Bu kadar içimde iken,
Neden gizlenirsin ?
Çık dışarı,
Duy beni,
Bil beni,
Gör beni,
Ben yapamıyorum
Duyuramıyorum sesimi,
Gösteremiyorum sevgimi,
Saklanmışsın,
Bulamıyorum seni,
Çok yakındasın,
İçimdesin,
Ama, çok uzak…
Gelemiyorum.
Kısadan Manzumeler
Yetkin Şekeroğlu

Sahtekar

Ben bir sahte karım
Bu yalan dünyanın karıyım
Oturduğum yer,
Yattığım yatak,
Tuttuğum el,
Baktığım göz yalan.
Bu yalanlarla dolu dünyada,
Düşünen beynim,
Seven Yüreğim,
Üşüyen ruhum da mı yalan…
Olsun yalan olsun,
Biran titredi ya yüreğim,
Biran merak ettim ya seni,
Biran dokundum ya sana,
Evet tüm bu sahteliklerden sonra,
Samimi karım ile
Ben bir sahtekarım….

Kısadan Manzumeler

Yetkin Şekeroğlu

Babam

Çocuklar hiç büyümezmiş Baba,
Büyüyemiyorum,
Ellerim aynı senin gibi,
Oturmam,kalkmam…
Hatta
Senin gibi gülüyorum…
Yavrularıma senin gibi bakıyorum
Ama bilmiyorum Baba
Neden büyüyemediğimi…
Bilmiyorum…
Şimdi kalktım,
Çayı demledim,
Tıpkı senin gibi…
Babam,
Benim Babam,
Adı Mustafa
Soyadı Şekeroğlu,
Bana kızdığın anlarda bile,
Seni çok seviyordum,
Bil istiyorum,
Gittiğinden beri
Seni Çok Özlüyorum
Hala büyüyemedim Baba,
Büyümekte istemiyorum,
Seni çok özlüyorum,
Bıkarıp gitiğinden beri,
Ama sözlerin ezberimde,
Çayı demledim tıpkı sevdiğin gibi,
Ellerim aynı senin gibi,
Babam,
Seni çok özlüyorum….
Bak,
Hala büyüyemiyorum…


Babama

Yetkin Şekeroğlu

Ortaya Karışık

Karışıksa aklınız…
Ortada ise dünyanız…
Ortaya karışık misali koyarsınız, hayatın ortasına farklı tadları…
Herşeyi bildiğinizi sanırsınız…
Herşey hazırdır…
Her projeye zıplarsınız…Daha birini bile tamamlamadan…
Bir kadını idare etmekten aciz iken diğerini nasıl kaparımı hayal etmek gibi…
Bir işletmeyi yönetmek damak tadın ile doğru orantılı bana göre..
Hayattan kopuk, hiç değil…
Bir kadına aşık olmak…Ne kadar iz bırakırsa içinde…
Bir fincan kahvenin yanına yakışan bir bardak su ise…
Bir kuru fasulye pilav uyumu tescilli ise damakta…
Israr etmeyeceksin…
Aşık olduğun kadınla,
Bir kuru fasulye pilav söyleyip,
Üstüne bir kahve içip…
Zevk alacaksın hayattan…
Eğer işinizi seviyorsanız…
Zevk almak istiyorsanız iş hayatınızdan…
Doğru işi doğru insanlarla yapmanız,
Doğru ürünü, doğru pazarlayıp,
Başarının keyfini yudumlamalısınız…
Ortaya karışık söylerseniz her daim…
Ne tad alırsınız…
Ne sıhhat…
Ne de keyif…
Doyarsın sadece…

Kısadan Hisseler

Yetkin Şekeroğlu

Savaş

çok savaştım
çok yara aldım
çok yenildim
ama yendim
yenilerek yaşamayı
yaşayarak esareti gördüm
ölmek özgürlükse eğer
cesaretle öldüm
yine de
yumruğumu sıkarak
bayrağı elimden düşürmedim
düşmesin diye kalbime sapladım
bu bayrak benim onurum
bu bayrak benim kaderim
bu hayat benim
çünkü; suçlu da
haklı da benim
Kısadan Manzumeler
Yetkin Şekeroğlu