Kategori Arşivi Genel - Page 2

Ben

Hayatın koşturmasında bir kaldırım taşı oldum hep,

Adımları saydım,

Üstüme basıp geçenlerin kilolarını tarttım,

Çok doğru insanda bastı üstüme,

Yanlış adım atan doğru,

Doğru adım atan yanlış insanlarda oldu,

Bazen buz kesildim kaydırdım bilmeden,

Bazen su döküldü ıslandım,

Kazdılar,

Kaldırdılar beni,

Sonra yerli yerine hiçbir şey anlamadan yerleştirdiler…

İşim bir kaldırım taşı olmaktı hep,

Tüm ayıpları gördüm,

Gözümü kapattım…

Üstüme kustular,

Yağmur da yağmadı,

Güneş kuruttu o hastalıkları,

Koktum,

Yağmuru bekledim,

Yağdı,

Ama ya o koku…

O koku çıkmadı hiç,

Ama hiç çıkmadı,

Bir taş olarak çok şey gördüm,

Çok düşünecek zamanım oldu,

İmanım da arttı,

Sabrım da,

Çatlamadım,

Sonunda taş olmama rağmen,

Hareket edebilir oldum,

Beni hareket ettiren

Bir depremmiş meğer,

‘’Ey üstüme basıp geçen yürüyen insanlar’’,

Duracaksınız  artık diye haykırdım,

Basmayacaksınız üstüme,

Ezmeyeceksiniz beni…

Çünkü yayalara kapandı bu yol…

Bu taş gam doldu,

Kısadan Manzumeler

Yetkin Şekeroğlu

Mutlu Yıllar

İş hayatınızda yeni zaferler kazanmanız dileği ile….Mutlu Yıllar

Herkese umut dolu,sevinç dolu sağlık dolu bir 2011 diliyorum…

Bu yıl internet dünyasında sağlam ve kalıcı adımlar atın…

e-dünyanız şen olsun

Yetkin Şekeroğlu

Kutlu,Mutlu,Sağlıklı,Huzurlu Bayramlar Olsun

Sevinç ve huzuru barındıran daha nice bayramları birlikte yaşayalım.

Allahın lütfu olan bütün nimetlerin kıymetini bilelim.

Onurlu yaşayalım, onurlu veda edelim.

En büyük servetimiz çocuklarımızın huzuru ve sağlığı için binlerce kez şükredelim.

Günleriniz hep bayram sevici ile geçsin.

Saygılarım ve Sevgilerimle

Yetkin Şekeroğlu

EGOnu YOK et Mutlu ol

Hayatında türlü süreçlerden geçtik hep beraber.

EGO su yüksek, EGO su düşük bir çok insanla karşılaşmışızdır.

Belki de asıl EGO sahibi biz iken, karşımızdakileri EGO lu algılamışızdır.

Konu burada kendini açığa çıkarıyor işte.

EGO kalıcı körlüğe neden olur.

Türkiye de markalaşmanın önünü tıkayan en önemli engel  EGO lu markalardır. Bu EGO su yüksek markalar, hep karşısındakini bir tehlike olarak görür.Başta müşterilerini, işortaklarını, çalışanlarını kısaca yarıçapına sığan her kitle, her olgu ezilmesi gereken bir EGO  kurbanıdır onlar için.

O kadar yüksekten uçarlarki.Ayakları yere değmez hiçbir zaman.Ama bilmezlerki sonsuz enerji yoktur.Bir gün inmek durumunda kaldıklarında yabancılık çeker sürünür ve hatta EGO su yüksek uçan yırtıcı EGO tepelerinde birkaç tur atar…Ve sonra can alıcı sorti gelir…

Elbette bu tanımlamalar insan içinde geçerli.

Zaten bu EGO su yüksek markaları da. EGO lu insanlar çıkarmıyor mu ?

Markalara el değmemiş kız muamelesi yapılmamalı.

Markaların tüketicileri ile flört edebilme imkanı sağlanmalı.

Flört edebilsinler ki birbirlerini anlayabilsinler.

Sonra da evlenebilsinler.

Eğer zorlaştırırsanız bu flörtü, kızınız evde kalır söyleyeyim.

Fiziki enstrumanlarla pazarlama çalışmaları yapan  markalar, e-dünyadaki  EGO suz ve özgürlükçü süreçlerde mutlaka yer almalılar. Bunu da bir strateji içerisinde yapmalılar. Kız kaçar mı korkusundan çok,  kız evde kalır korkusu ile bu stratejilerini geliştirmeliler.

Markasını iddialar ile besleyen, bu iddialarını tüketicisine göre belirleyenler. Kızını iyi yetiştirmiş bir baba olamanın gururunu yaşayacaklardır.

Birçok marka projesi içerisinde yer almış ve 3 tane kendi iddiasının sahibi kız babası olarak ben böyle düşünüyorum.

EGOyu bir belediye işletmesi gibi benliğinizde algılamak en zararsızı.

Marka ve e-markalara şiddetle tavsiye olunur.

Kalıcı işler yapmak isteyen insanlara da ithaf olunur.

Kısadan Hisseler

Yetkin Şekeroğlu

Kutlu ve Mutlu olsun

Tüm insanlığı kucaklayan, sevgiyi, barışı, dostluğu,

sevinci yaşatma şenliği olan;

Ramazan Bayramınız kutlu ve mutlu olsun.

Yetkin Şekeroğlu

Referandum…Evet mi?…e-Hayır mı?…

Çılgınca bir iletişim yarışının içerisindeyiz.
Bir tarafta EVET
Bir tarafta HAYIR kampanyası.
Referanduma sayılı günler kala bu süreçte dikkat çeken iletişim stratejilerinin altını çizmek ve bunu bir sonuca bağlamak istiyorum.
Önce EVET cephesi…
İnsan ve bilindikl iletişim teknikleri üzerine inşa edilmiş bir kampanya.
Yüz yüze iletişimde başarıları ortada.(Tek başına iktidar olmayı bu tecrübelerine borçlular)
Özellikle hedefi iyi belirlemişler.Büyük şehirler harici yerlerde bence karar vericileri net bir şekilde ikna etmiş görünüyorlar.
Nerden mi biliyorum?
Seyahatlerimde yüz yüze edindiğim izlenim.
Özellikle iç bölgeler ve doğuda kamuoyunun hassasiyetlerine göre yüz yüze anlatım tekniği ile mutlak ve baskın bir şekilde tezlerinde mutlu sona ulaşacaklar diyebilirim.
Ama kampanyayı yürüten siyasi çehre çok abartılı bir şekilde en iyi savunma saldırıdır stratejisi ile bir siyasi eksen oluşturmuş görünüyor.Destekçileri ve kanaati oturmuş olan taraftarları da, günlük dilde aynı temel üzerine tezlerinin arkasında duruyorlar.Bu da iletişimin stratejisinin başarısını gösteriyor.
Bana göre bir önemli eksiklikleri var, e-dünyada aynı stratejiyi kurabilmiş değiller.
Bence sanal sosyal dünya, bu kampanya döneminde etkileyici olacak.
Kısacası bilindik kampanya yönetimini başarılı yürüten EVET cephesi,

Peki ya HAYIR cephesi ne durumda;
Gayretliler ve hırslılar diyebiliriz. İki farklı kampanya kurgusu izliyorum.
Biri;
bugüne kadar çok iyi yapamadıkları, ama artık yapmayı deniyoruz dedikleri yüz yüze iletişim,yani bilindik ve karşı cephenin iddialı olduğu , çok da iyi uyguladığı iletişim tekniği….
Diğeri ; İnternet dünyasındaki altyapıları kullanarak, nuktedan,delil gösterir şekilsel uygulamalar ile başarılı bir kampanya yürütüyorlar diyebilirim.
Ama bence bu, HAYIR cephesinin siyasi temsilcilerinin kurguladıkları bir iletişim stratejisi değil. Kendiliğinden gelişen, daha eğitimli ve donanımlı taraftarların oluşturdukları doğal bir sonuç gibi görünüyor.
Nerden mi çıkartıyorum?
Türkiye’de en yaygın kullanılan sosyal ağ Facebook bilindiği üzere.
Girin Facebook’a.
EVET
adına kurulmuş grupları inceleyin ve sayısına bakın
Birde HAYIR adına açılmış grupların içeriğine ve sayısına bakın.
HAYIR lehine ciddi fark var.
Sorumuz şu…Fark acaba kamuoyu iradesi üzerine ne denli yansıyacak.Bu kadar etkin kullanılan sanal sosyal medya acaba sonuçta etkileyici olabilecek mi?
13 EYLÜL de hep beraber göreceğiz.

Evet mi? e-Hayır mı?

e-Kavramlar/e-iletişim/e-Referandum
Yetkin Şekeroğlu

Marka İçin e-Cennet Yolu Adım 2

Fikir Tamam, doğru yazılımı da seçtik, sitenizi ziyaret edenlerin sizi güven ile algılayacakları tasarım da tamam olduğuna göre…Sıra sonraki adımları doğru bir strateji ile atmaya geldi.
Strateji neden önemli çünkü bastığınız zemin tamamen sanal.
Sanal zeminin de yaşı ve kurusu var,
Örneklememizi bir e-ticaret sitesine göre yapacak olursak ticaretin kurallarına göre işleyecek stratejik iş planımızı ve uygulama bölümlerini iyi kurgulamamız gerekir…
İş otaklarımız ile anlaşmalarınızı yapmamız gerekiyor.
Ekonomik maliyet ile bir lojistik anlaşması, gönderilecek ürünlerimizin ambalajları, müşterilerimizi avantajlı olduklarına ikna edecek bol ve alternatifli ödeme seçenekleri veya alternatifsiz ama gerçekten avantajı bir bakışta hissettiren bir ödeme seçeneği.
Ve mutlaka gerektiğinde güvenilirliğinizi pekiştirecek bir telefonda danışma hattı.
Bu anlaşmaları iyi yaptığınız taktirde ilerde bir pazarlama konusu olarak işleyebileceğiniz malzemenin de hazırlığını tamamlamış oluyorsunuz

‘’ücretsiz kargo’’, ‘’X karta +5 Taksit’’, ‘’Y kartta taksit atlatma’’ gibi örneklerin  sitenizde sloganlaştığını ve bu cazip şartların  yeni müşteriler çekmek için, memnuniyet mekanizmasını tetiklediğini düşünsenize…
Ve en önemlisi tedarik ettiğiniz veya ürettiğiniz ürünlerde farklı ve iddialı olduğunuzu hissettirmek.
Bir ürününveya fikrin markalaşmasında iddialı olması çok önemli .
Bu iddianın bir standardı var mı?
Tabi ki yok.
Ama, ne kadar çoğunu sağlayabiliyorsanız o kadar hız kazanırsınız.
Bence bu konu üzerinde çok konuşulması gereken bir konu.
İddia fiyatta mı?
Kalitede mi?
Bunun bir matematiği var !
Bu hedef kitlenize göre değişken olmak ile beraber, kolay hesap edip yorumlayabileceğiniz ve sonuçlandırabileceğiz bir problem.
Hesaplayalım mı ?
Sattığınız üründe rakiplerinizin durumu da önemli ama bir genel kullanımlı yani daha zor olabilecek bir klasmanda hesap yapalım..

En ucuz ve kalitesi vasatın altında algılanmakta olan ürününün fiyatı 5TL
Ortalama fiyat ve kalite algısı olan ürünün fiyatı 10 TL
Pahalı ve kalite algısı yüksek ürünün fiyatı 15 TL olsun…
İddiamız da ‘’en az %30 kaliteli %30 Daha ucuz’’ olmak

15 TL ye algılanan ürünün marka değerinin o ürünün üzerindeki baskısını avantaja çevirmemiz gerekiyor.
Biz 15 TL lik ürün gibi kaliteli görünen, onun gibi ambalajlanmış ürünü 10 TL ye Teknik olarak sunabiliriz.Buna göre reklam stratejinizin başarılı olması durumunda aslında hiçbir ekstra maliyete katlanmadan normalde satılan bir fiyata satmış olduğunuzu hatırlatarak,tüketici algısında aşağıdaki sonuçlara ulaşabilir miyiz ?
15 TL ye algısı oturmuş ürünü 10 TL ye satarak %33 avantaj ile satarken,
5 TL ye algısı oturmuş ürünü 10 TL ye satarak vasat olan algıdaki ürün grubunu %50 avantaj ile tüketici yorumuna sunmuş oluyoruz.
Ne mi yaptık,
Biraz dikkat, biraz gözlem, biraz da emek vererek işimizi doğru yaptık ve bir pazarlama stratejisi oluşturduk.
Bunu süslü ve dikkat çeken bir iddia ile sunduk.
Fiziksel dünyada sıkça uygulanan bir tekniği e-dünyada, e-markanız için kurguladık.
e-cennete ulaşmak için, e-pazarlama startejinizin doğru kurgulanması, yolunuzdaki engel sayısını azaltacaktır.

Ne sattığız değil,nasıl sattığınız önemli…

e-Kavramlar
Yetkin Şekeroğlu

Marka için e-cennet yolu Adım 1

e- marka olmak sanıldığı kadar kolay bir şey değil. Ama zor hiç değil…..
Sadece yapılması gerekenleri yapmak ve atılması gereken adımları, doğru ve zamanında atmak gerekiyor.
Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi önce doğru bir fikir altyapısı gerekiyor.
Fiziki dünyada üretilen her türlü ürün ve hizmetin veya iş modelinin e-dünyada temsili doğru kurgulanmış stratejiler ile başarıya ulaşabilir.
Fikir tamam ise yola çıkma zamanı…
Cebimizdeki parayı da doğru kullanmamız gerekiyor .Önce bir hesap yapalım ekonomik bir bütçe ile e-marka olmak ve e-cenneti yaşamak için, her adımı doğru planlamamız gerekiyor.
Bütçe de tamam ise
İşte ilk adım….
Arama motorlarında indekslenme kabiliyeti yüksek , anahtar kelimelerin savaşına göre tasarlanmış bir yazılım…
Neden mi ? Başta, Google (Zorunlu İstikamet) buna göre yapılanmış bir kurtlar kazanı.
İnternette hedef kitlenizin sizi kolay bulması için, şansı yüksek, sizi temsil edecek, fark ettirecek kelimeler üzerinde bir strateji oyunu oynamanız gerekmekte…
Bu konuda kelimeleri kolay algılatacak bir yazılım altyapısı yaptırmanız ki zor olan bir yol,yada bunu zaten yapabilen bir yazılımı kiralama yolu ile fikrinizin taşıyıcısını konumlandırmanız gerekecek.
Ardından, yazılımınızın insanlar ile iletişiminizdeki en önemli faktör, yani tasarım geliyor…
Unutmamak lazım ki, tasarımınızın, işiniz düşünülerek yapılmış olması, kolay kullanılıyor olması, hızlı olması sizi ziyarete gelenin güven ve ikna olma algısını yükseltecektir.

Buda size futbol deyimi ile topu hep santradan başlatma avantajını sağlayacaktır.

Bu iki konu (Yazılım seçme ve uygun bir tasrımla taçlandırma) e-cennete ulaşmanın ilk adımı.

e-marka olmak
Yetkin Şekeroğlu

e-Dünya Yuvarlak mı?

Dünya yuvarlak bunu biliyoruz…
Peki e-dünya?
Cevabını vermeden önce,dünyanın yuvarlak olduğunu keşfeden Macellan sürekli batıya giderek, çok zor şartlarda ispat etmiş…
Ya biz ne yapacağız ?’’ e-dünya yuvarlak mı?’’ sorusuna cevap vermek için, hangi yöne gideceğiz..?
Bu yolculuğa çıkmak için bir gemiye ve ekibe de gerek yok.
Bir bilgisayarınız ve internet bağlantınız olması yeterli.
Ve çıkın yolculuğa…
Ben diyorum ki…
Bu yolculuğun sonu yok…
 

İnternet kullanan milyarlarca insanın beyninin ürettikleri, mesafeleri uzatacak.

Kendi isteklerin ki, ne istediğini biliyorsan, mesafeleri kısaltacak.

Yani hem uzak, hem yakın….
Bence, şekilsiz olan bu dünyayı tarif etmek, beynimizin üreteceği bir matematik kuralına sığmayan kavram.
Klavyenize tuşlayın Google yazın, veya daha kısa bir kelime Bing….
Gitmek istediğiniz yeri yazın
, gidin, daha gidin, sonra çıkın…Nerdesiniz?
Fiziki olarak, olduğunuz yerden kıpırdamadan, beyninizin gittiği yerler, gördükleriniz, duyduklarınız….
Evet, Macellanın ispatladığı gibi dünya yuvarlak.
e-Dünya ise geometrik bir şekil veya düzlem ile ifade edilemez.
Çünkü herkesin e-dünyasının şekli farklı.
”Dünyalarımız ayrı” lafı gerçek oldu bence…

Bu benim e-dünya görüşüm.

e-Kavramlar
Yetkin Şekeroğlu

e-Kavramlar

Hayatımızın çok büyük bir parçası olan teknoloji, her kelimenin başına ‘’e’’ harfini eklememiz ile bize yeni kavramları algılatmada bir teknik hediye etti.
Önce teknolojiyi iş hayatımızı kolaylaştıran önemli bir unsur olarak içimize aldık. Onunla da yetinmedik, eğitimde, bilgi edinmede, kişisel gelişimde ve sayabileceğimiz insanın temas ettiği her noktada kullanır oldur.
Bu iç içelik sosyal hayatın içerisinde de her şeyi teknoloji ile algılama noktasına getirdi insanoğlunu.
Artık arkadaşlarımız ile sosyal paylaşım siteleri aracılığı ile iletişim kuruyoruz. Fotoğraf albümlerimizi bile bu sitelere yükler olduk.Artık ”gel sana albümümü göstereyim ‘’ kilit cümlesi bile sihrini kaybetti diye düşünebilirsiniz.
Yalnızlaşıyormuyuz yoksa sosyalleşiyormuyuz?
Eğer yaygın kullanılan bu sosyal iletişim şekli insanlar tarafından kabul edilmiş ve yoğun bir şekilde kullanılıyor ise artık insanoğlunun yeni bir keşfi ile karşı karşıyayız.
Herkes e-iletişimi tercih ediyor.
Neden ?
Belki , İlişkiler arası suistimallere karşı bir koruma olarak değerlendirmek gerekiyor. Belki, artık kalıcı iletişim öncesi bir eleme ve değerlendirme kriteri oldu. Tanımaya çalıştığınız yüzlerin samimiyetleri değerlendirme ve sonrasında kalıcı adımlar atmak tercihi söz konusu da olabilir…
Bu beklilerin, en iyi cevabını bu iletişim tekniğini kullanarak sosyalleşen yalnız insanlar verecek.
Ve asıl önemlisi, bu samimiyet sınavında, delicesine sosyal ağlarda markalaşmaya çalışan bir dolu işletme. E-insanlara çok ince stratejiler ile hitap etmeye çalışıyorlar. Çünkü, geleceğin orada olduğu çok açık. E-marka tek yolu e-insan dan geçiyor.
Bence insanın iç dünyasını da’’ e-insan’’ kavramı ile algılayacağız yakın zamanda. Bundan korkmaya gerek yok.
Samimiyet e-insan olmanın en önemli unsuru.
Normal hayatta beklentiler ile e-hayat arasındaki beklentiler arasında bir fark yok.
e-marka olmak için, e-iletişim dilinde, e-insana samimi davranmak gerekiyor.
Unutulmamalıdır ki e-insan sınırlara ve kalıplara sığmaz, açığınızı yakalar ise, e-cehennemde yaşamak ne imiş görürsünüz.

 

E dünya böyle artık…

e-Kavramlar
Yetkin Şekeroğlu