Etiket Arşivi Algı

Markalar İçin Kadın….

Kadınlar için marka başlığı ile ilgili bir çok yazı okumuşsunuzdur.
Biraz da tersine bir kurgunun açılımına bakalım istedim.
Anlatım zorluğu hayatımızın farkında olamadan yaşadığımız en temel sıkıntıdır.
En göz önünde olan iletişim sıkıntısı Kadın ve Erkek arasında gibi görünür.
Kadın ‘’Anlayan Erkek’’
Erkek ‘’Anlayışlı Kadın’’
Beklentisi ile geçirir ömrünü.
Tırnak içindeki istemler arasında ciddi anlamda farklılıklar var.
Kadın, kesin hüküm ile bir beklenti içindedir.
Erkek, iki taraflı bir beklenti ile bocalar durur.
Buradan çıkan sonuç ise, Pazarlamada hangi kitleyi etkilemek gerektiğini ortaya çıkarıyor.
Sektör bağımsız, eğer bir kadını etkileyebilir iseniz. Ona kesin hüküm vereceği, mesajlar ile algı desteği sağlarsanız. …Oğlu için,Kocası İçin,Kızı İçin ve çevresi için yönlendirici olacaktır.
%100 erkek hedef kitleye göre bir pazarlama yapmak, her zaman bir bacağı çukurda satış sonucuna dönüşür. Çünkü erkeğin hayatında beklentilerine destek veren veya yön veren bir kadın mutlaka vardır.
Markalar direk ve dolaylı ürün bölümlendirmeleri ile yaptıkları pazarlama faaliyetlerinde. Fark edile bilir ve kalıcı olabilmeleri için mutlaka Kadın üzerine değişken oranlarda destek algısı için bir plan üretmiş olmalıdırlar.
Markalar Doğanın Kanununa Uymalı…
Ne üretirse üretsin, ne satarsa satsın kazanmak istiyor ise GÜÇ Kadında.

Kadın ve Marka
Yetkin Şekeroğlu

Marka Olmak….

Herkesin marka ile ilgisi ve yorumu farklıdır.Çünkü markalar tüketicisi için vardır.
Düşünsenize bir veya birkaç kelimeden bir dolu algı yükü ile fikir sahibi oluyorsunuz.
Satın alıp, almama kararına varıyorsunuz.Aldıktan sonra ya memnun olursunuz yada umduğunu bulamamanın hayal kırıklığı yaşarsınız.

Aslında tüketici için çok kolay bir şekilde değerlendirilen o kelime ile taçlandırılmış ürün veya hizmetlerin, çok uzun bir yolculuk sonrasında tüketen bizlerin kararına teslim olduğunu biliyor musunuz?

Bir veya birkaç kelime ,varsa Logo dediğimiz şekil ile karar veriyoruz.

”Bu iyi ,bu bana gore değil ”diye.

Türkiye’de sonuca yarın satın alma kararında etkin olan yerli markaların varlığın yanı sıra yabancı hakimiyetinin baskınlığı gözünüzden kaçmamıştır.

Çünkü Türk toplumunun üzerindeki en baskın algı, yabancı yapmışsa iyisini yapmıştır.

Şuan markalaşma da isimlerin yüklendiği ağır sorumlulukta,marka sahiplerinin yabancı kökenli kelimeleri de seçiyor olması da bu yüzden.

Türkiyede şansı yüksek bir marka olacaksanız, işi şansa veya büyük reklam bütçelerine bırakmayacaksa yatırımcı kesinlikle yabancı kökenli bir isim seçer.

Sonra bu markanın taşıyacağı misyonun hazırlıkları başlar.
Bu şüreçte çok fazla bilimsel veri kullanılmasa da herkesin bir fikri vardır.

Kime. Nasıl, Hangi Şartlarda satılacak sorusu, çok beklenmeden geçilen istasyondur.

Sonra logosu, ambalajı, reklamı gibi, algı amaçlı mesaj yükleri ile tüketiciye karar vermesi için bombardıman başlar.

Ama bu bombardımanda mühimmatı çok olan ve doğru yere isabet ettiren ayakta kalabiliyor.

Bu durumlar her markanın başından geçer.

Aman unutmayalım ki tüketicisyle iletşimi doğru kurabilen marka olur…

Onu anlayan…

Ona bir duygula bağlı olan…

Kısacası bir insanın insanı anladığı gibi …

Marka Olmak Yazı 1
Yetkin Şekeroğlu