Etiket Arşivi Kobi

e-Marka Olmak….

Şu ana kadar fiziksel marka olma ile ilgili süreçlerden bahsettik.
Artık marka olma sahaları genişlemiş durumda .

İnternet dünyasında markalaşmak ise başlı başına farklı bir iş modeli.
Fiziki dünyada iyi marka olanlar, sanal dünyada da kendilerini aynı güçte temsil edecekler diye bir kural yok. Şuan çok iyi marka olarak bildiğiniz bir mağazanın, bir ürünün, internet dünyasında markalaşması biraz daha kolay ama bunu gerçekleştirmesi için e-marka projesi başlatması gerekiyor.

e-marka dediğimiz olgu her kelimenin başına ‘’e’’harfini getirmek gibi basit değil.
En temel fark yüz yüze, fiziki bir ortamda bir araya gelmeden bir alıcı kitlesine kendinizi doğru ifade etmeniz, onları kavram olarak doğru anlamanız ve algılatmanız gerekiyor.
Bunun için, onların sanal dünyada yakalayabilmeniz ve kendinizi anlatabilecek metotlar üzerinde kafa patlatmanız gerekiyor.
Sanal ticaret artıyor. Alışveriş noktasında da iş modellerine ve ihtiyaçlara bağlı olarak tüketiciler tercihleri yapma ve seçme noktasında henüz çok bilinçli değiller. Ürün, Fiyat, ve Taksit odaklı bir seçicilik var.Bu üç kavram zaten sanal müşterilerin internet alışverişlerindeki 1. Öncelikli beklentileri.
Fakat bu seçicilik zaman ile birlikte farklı beklentileri de ön plana çıkartacak. Fiziksel dünyanın eğilim gerçekleri olan güvenilirlik, kalite ve özel hissetme beklentileri de kısa zamanda müşteri beklentisinde bir kriter olacak.
Bu nedenle bilgisayar kullanıcılarını bilgisayarlarını ilk açtıkları andan başlayarak izlemek, internette gezdikleri yerlerde onlara görünmek veya, bir şekilde onlara ulaşmanın yolları üzerinde stratejik bir plan çerçevesinde işi yürütmek gerekiyor.
Birçok ulusal ve uluslararası markanın ,cesaret edemediği internet dünyasında var olma ve konumlanma sıkıntısı özellikle üretici ağırlıklı KOBİ lerin e-markalaşma avantajlarını çok belirgin bir şekilde fırsata çeviriyor.
Bir gün zaten fiziksel dünyada konumunu tescillemiş markaların internet dünyasında olma korkuları yerini korkusuzluğa bırakacak. Ogün gelmeden internet dünyasında kendine bir yer bulan kazanacak.
İşletmenize uygun bir e-iş modeli üzerinde şimdiden eyleme geçme zamanı.

Çünkü, e-marka olmak size GÜÇ katacak.

e-marka olamak Yazı 4

Yetkin Şekeroğlu

50 kişilik Ar-Ge personeli şartı KOBİ’leri zora soktu!

Şirketlere önemli kazanımlar getirmesi beklenen “Ar-Ge Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkındaki Kanun”, bir dizi eleştiriyle birlikte bugün yürürlüğe girdi. Otomotivden tekstile, ilaçtan telekomünikasyona kadar pek çok sektörde Ar-Ge faaliyetlerine ek teşvikler getiren yasa, şirketlerin Ar-Ge harcamalarının tamamının matrahtan indirilmesi, Ar-Ge personelinin Gelir Vergisi’nin yüzde 80′inin vergiden muaf tutulması, işveren tarafından ödenmesi gereken sigorta priminin yarısının 5 yıl süreyle devlet bütçesinden karşılanması gibi önemli kazanımlar getiriyor.Ancak yasaya yöneltilen eleştiriler, yasanın bazı eksik ve yanlış uygulamalarla çıktığı, bu haliyle yeni yatırımların önünü istenilen şekilde açamayacağı konusunda yoğunlaşıyor.
En büyük eleştiri konuları ise en az 50 kişilik tam zamanlı Ar-Ge personeli istihdamı şartı, küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) yasa kapsamı dışında bırakılması, yeterli sayıda nitelikle Ar-Ge personeli bulunmayan Türkiye’de Ar-Ge personelinin eğitimi sürecinin teşvik dışında bırakılması, acil katma değer yaratacak pratik çözümlere yer verilmemesi ile özerk Ar-Ge şirketleri ile tasarım faaliyetlerinin teşvik kapsamı dışında kalması olarak sıralanıyor. İş dünyası, “Ar-Ge teşviki için getirilen en az 50 Ar-Ge personeli sınırı, geleceğin teknolojisi olarak tanımlanan nanoteknoloji yatırımlarının önünü tıkıyor. Çünkü nanoteknoloji gibi alanlarda faaliyet gösteren bir firmada 6-7 Ar-Ge çalışanı yeterli oluyor” görüşünde. Ek düzenleme şartTemel çıkış noktası cari açığın kapatılması olan yeni yasa ise yurtiçi üretimde ithal girdi kullanımının azaltılması ve özellikle yüksek teknolojili ara girdilerin yurtiçinde üretiminin sağlanmasını amaçlıyor. Bu doğrultuda en önemli hedeflerden biri de uluslararası şirketlerin Ar-Ge faaliyetlerinin bir kısmının Türkiye’ye çekilebilmesi. Yasanın kabul edilmesiyle birlikte otomotiv devleri Renault ile Magna, yatırım miktarları henüz tam olarak kesinleşmemekle birlikte Türkiye’de Ar-Ge birimi kurmak için harekete geçti. Kanadalı teknoloji firması Nortel de Ar-Ge çalışmalarının bir bölümünü Türkiye’ye kaydırabileceğinin sinyalini verdi. Kamuoyunda heyecan yaratan bu gelişmelere karşın, yasanın yabancı yatırımcıyı istenilen oranda Türkiye’ye çekip çekemeyeceği ise hâlâ tartışma konusu.

“Yatırım isteniyorsa ek düzenleme şart” diyen iş dünyası özellikle çıkartılacak yönetmeliklerle eksikliklerin bir kısmının giderilebileceğine işaret ediyor. Türkiye’de acilen katma değer yaratma ihtiyacı bulunmasına karşın yasanın bu haliyle çözümü 10 yıl sonraya bıraktığını söyleyen Hexagon Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Jan Nahum, “Yasa, bu haliyle ancak 10-15 yıl sonraki çözümlere yönelik. Oysa yasanın çıkış nedenlerinden en önemlisi ödemeler dengesi açığını kapatmaktı. Bu amaca hizmet edebilmesi için Ar-Ge desteklerinin acilen katma değere dönmesi gerekiyor. Bunun için de sadece kurulu büyük şirketlerin değil, küçük ve orta boy şirketlerin de Ar-Ge yapabilecek şekilde desteklenmesi gerekiyordu” dedi. Yasadaki en önemli eksiklerden birinin de herhangi bir şirket bünyesinde faaliyet göstermeyen özerk Ar-Ge şirketlerinin kapsam dışı bırakılması olduğunu vurgulayan Nahum, “Özerk Ar-Ge kurumları ile tasarım faaliyetlerini de kapsamalıydı” diye konuştu. Bürokratik engeller kalkmalıYasanın yabancı yatırımcı açısından çok önemli bir adım olduğunu ancak bazı tereddütlerin bulunduğunu belirten Merck Sharp&Dohme Dış İlişkiler Direktörü Jeffrey Kemprecos ise “Özellikle dünya ilaç çevrelerinde çok konuşulan bir gelişme oldu. Ancak yatırım isteniyorsa vergi, düzenleyici yapı ve fikri mülkiyet hakları başta olmak üzere bir dizi reformla desteklenmesi gerekiyor” dedi. Ar-Ge yasasının sistemin sadece bir parçası olduğunu ancak zincirin diğer halkalarla tamamlanabileceğini ifade eden Kemprecos, Türkiye’nin özellikle İrlanda, Singapur, Çin ve Hindistan gibi rakiplerinin öne geçebilmesi için Ar-Ge konusunda özellikle bürokratik engelleri ortadan kaldırması gerektiğine işaret etti. Kemprecos, “Bu yıl dünya çapında biyoteknoloji ve araştırmacı ilaç şirketleri, Ar-Ge çalışmalarına 72 milyar dolardan fazla yatırım yapacak. Türkiye’de yatırım yapacak bir şirket yeni bir ilacın ruhsatını 2 senede alabiliyor. Oysa aynı yatırımı Singapur’da yapsa, izin süresi 2 ay. Bu, yatırımcı için büyük fark. Yatırımcı üretime, ihracata, para kazanmaya başlamak için 2 yıl beklemeyi mi, 2 ayda ihracata geçmeyi mi isteyecek” diye konuştu.

Yasanın en büyük eksiklerinden birinin nitelikli personel konusunda olduğunu ifade eden Atmaca Bilgisayar Genel Müdürü Yetkin Şekeroğlu ise “Özellikle Ar-Ge konusunda nitelikli personel sıkıntısı çekilen Türkiye’de yetiştirilecek personelin eğitim sürecinin teşvik kapsamı dışında bırakılması önemli bir eksiklik. Yatırımcı elemanını Çin’den, Hindistan’dan getirdikten sonra yatırım Türkiye’ye istenen faydayı getirmez” dedi.Ar-Ge teşviği yasası ne getiriyor- Teşvik ve destekler sektör ayrımı yapılmaksızın 2024′e kadar verilecek.- En az 50 Ar-Ge personeli çalıştırma şartı aranacak.- Ar-Ge harcamalarına yüzde 100 matrah indirimi sağlanacak.- Ar-Ge personelinin ücreti üzerinden hesaplanan Gelir Vergisi’nin yüzde 80′i, doktoralı personelde ise yüzde 90′ı alınmayacak.- Personelin işveren tarafından ödenmesi gereken sigorta priminin yarısı 5 yıl süreyle bütçeden karşılanacak.- Ar-Ge projeleri ile rekabet öncesi işbirliği projelerine ilişkin harcamaların tamamı ile 500′den fazla Ar-Ge personeli çalıştıran işletmelerde bir önceki yıla göre ek olarak yapılan harcamaların yarısı vergi matrahından düşülecek.- Giderler amortisman yoluyla sonraki yıllarda vergi matrahından düşülecek.Yasaya yönelik eleştiriler neler- KOBİ’ler kapsam dışı bırakılacak şekilde hazırlandı.- Herhangi bir şirket bünyesinde olmayan özerk Ar-Ge şirketleri kapsam dışı bırakıldı.-Ar-Ge departmanında en az 50 kişi çalıştırma şartı, 5-6 Ar-Ge elemanı ile yüksek teknoloji alanında çalışan şirketlerin Türkiye yatırımlarının önünü kesti.- Ar-Ge personelinin eğitim süreci teşvik dışında bırakıldı. – Tasarım faaliyetlerinin desteklenmemesi önemli bir eksik.- Ruhsat ve izin süreleri ile ilgili bürokratik işlemlerde herhangi bir düzenlemeye gidilmedi. – Fikri ve sınai mülkiyet hakları konusundaki eksiklikler hâlâ devam ediyor.Türkiye’de Ar-Ge- Ar-Ge faaliyetlerine 2006′da 4 milyar 400 milyon YTL harcandı. 2005′te bu rakam 3 milyar 835 milyon YTL idi.- GSYİH içindeki payı binde 7,6. AB ülkelerinde bu oran yüzde 2-3.- 54 bin 444 tam zamanlı Ar-Ge personeli çalışıyor.

kaynak: http://gidacidede.blogspot.com/