Hayatında türlü süreçlerden geçtik hep beraber.
EGO su yüksek, EGO su düşük bir çok insanla karşılaşmışızdır.
Belki de asıl EGO sahibi biz iken, karşımızdakileri EGO lu algılamışızdır.
Konu burada kendini açığa çıkarıyor işte.
EGO kalıcı körlüğe neden olur.
Türkiye de markalaşmanın önünü tıkayan en önemli engel EGO lu markalardır. Bu EGO su yüksek markalar, hep karşısındakini bir tehlike olarak görür.Başta müşterilerini, işortaklarını, çalışanlarını kısaca yarıçapına sığan her kitle, her olgu ezilmesi gereken bir EGO kurbanıdır onlar için.
O kadar yüksekten uçarlarki.Ayakları yere değmez hiçbir zaman.Ama bilmezlerki sonsuz enerji yoktur.Bir gün inmek durumunda kaldıklarında yabancılık çeker sürünür ve hatta EGO su yüksek uçan yırtıcı EGO tepelerinde birkaç tur atar…Ve sonra can alıcı sorti gelir…
Elbette bu tanımlamalar insan içinde geçerli.
Zaten bu EGO su yüksek markaları da. EGO lu insanlar çıkarmıyor mu ?
Markalara el değmemiş kız muamelesi yapılmamalı.
Markaların tüketicileri ile flört edebilme imkanı sağlanmalı.
Flört edebilsinler ki birbirlerini anlayabilsinler.
Sonra da evlenebilsinler.
Eğer zorlaştırırsanız bu flörtü, kızınız evde kalır söyleyeyim.
Fiziki enstrumanlarla pazarlama çalışmaları yapan markalar, e-dünyadaki EGO suz ve özgürlükçü süreçlerde mutlaka yer almalılar. Bunu da bir strateji içerisinde yapmalılar. Kız kaçar mı korkusundan çok, kız evde kalır korkusu ile bu stratejilerini geliştirmeliler.
Markasını iddialar ile besleyen, bu iddialarını tüketicisine göre belirleyenler. Kızını iyi yetiştirmiş bir baba olamanın gururunu yaşayacaklardır.
Birçok marka projesi içerisinde yer almış ve 3 tane kendi iddiasının sahibi kız babası olarak ben böyle düşünüyorum.
EGOyu bir belediye işletmesi gibi benliğinizde algılamak en zararsızı.
Marka ve e-markalara şiddetle tavsiye olunur.
Kalıcı işler yapmak isteyen insanlara da ithaf olunur.
Kısadan Hisseler
Yetkin Şekeroğlu

![kadin_beyni[1]](http://www.yetkinsekeroglu.com/wp-content/uploads/kadin_beyni1-277x300.jpg)




