Bir insanın insana bağlılığı gibi bir bağ olmalı…
Markanın da kişiliği vardır. Her insan gibi onun da vaatleri vardır.Nasıl ki bir insanın fiziğine baktığınızda ön fikir edinirsiniz. O markanın, tabelada, kartvizitte, ambalajda, kısacası markayı gördüğünüz her yerde bir fikir verebilecek düzeyde başarılı bir iletişim gücü olmalı.
Olmadı mı, size bir fikir vermedi mi?
O zaman bir yerlerde sorun var.
Ya o ürün doğru değil, ya marka ne yaptığını bilmiyor, yada….. sayabileceğimiz onlarca sorun sıralayabiliriz.
Markayı yönetmek zor ve meşakkatli bir uzun yolculuktur.
Reklam verdim marka oldum…Ucuz sattım herkes aldı gibi geçici psikolojiler markayı kalıcı kılmaz.
Bir yol haritası olmalı.Gideceği yeri bilmeli marka.Buna göre şöyle bir hazırlık önerisi dikkate alınmalı yolculuk öncesinde.
1-Ürün ve/veya hizmet kime satılacak?
2-Rakipler ne yapıyor?
3-Farklılığı ne olacak?
4-İddiası ne olacak?
5-Yukarıdaki cevaplar ile örtüşen bir ismi ve şekli var mı?
6-Nerelerde satılacak?
7-İletişim materyalleri ne olacak?
8-Satış noktalarında marka gücü ne şekilde hissettirilecek?
9-İşbirlikçileri var mı? Var ise marka üzerindeki etkileri ne olacak?
10-İletişim stratejisinde nelerin altı çizilecek?
11-Satış sonrası organizasyonu (Eğer gerekiyor ise) hazır mı?
Öncelikle yukarıdaki soruların cevapları verilebildiğinde, yolculukta tesadüflere yer bırakmadan, hedefe varmak ile ilgili, hazır olur Marka…
Marka Olmak…Yazı 2
Yetkin Şekeroğlu
